iPad3 internete sızdı

Apple’ın ABD’de Mart ayında piyasaya sürmesi beklenen tablet bilgisayarı iPad3’e ait fotoğraflar internete sızdı.RepairLabs sitesi tarafından dün yayımlanan fotoğraflar, Apple’ın yeni tablet bilgiyararının arkalığına ait. RepairLabs, eline geçen fotoğraflarla ipad2 ve iPad3’ün Devamı »

Kodak, Kamera Üretimini Bırakıyor

Fotoğraf ve film dünyasının yıldızı Kodak, biliyorsunuz iflasın eşiğinde. İflas etmek üzere olan firma kendisi ile ilgili çok önemli bir karar aldı. Fotoğrafçılık ve film dünyasının devlerinden 124 yıllık Kodak, dijital çağa Devamı »

Call of Duty Elite uygulamaları son aşamaya geldi

Beach Head Studios’a göre, Call of Duty Elite uygulamaları son aşamaya geldi. Twitter’dan yapılan açıklamayla, Elite’ın iOS ve Android uygulamalarının, Apple ve Google karar verdiğinde çıkarılacağı belirtildi. Aslında bu uygulamalar, Modern Warfare Devamı »

Nokia’dan “çift çekirdekli cep” açıklaması

Nokia’dan gelen “çift çekirdekli cep” açıklaması, Android ve iPhone ile fena dalga geçiyor. Bugün cep telefonlarında çift çekirdekli işlemci kullanmak neredeyse standart hale geldi. Hatta dört çekirdekli modeller bile yavaş yavaş piyasaya Devamı »

Haftanın Android Uygulaması: Yandex Haritalar

Bu haftaki Android uygulamamız yaklaşık 5 ay kadar önce ülkemizde de hizmet vermeye başlayan Rusya’nın bir numaralı arama motoru Yandex’in Harita servisi. Uygulamayı açtığımızda Google’ın Harita servisinde olduğu gibi karşımıza doğrudan harita çıkıyor. Devamı »

Category Archives: BİLİM HABER

Elektronik ”Gol Hakemi” deneniyor!

Macar mucit Laszlo Maruzsi tarafından bulunan elektronik ”Gol Hakemi” aleti yarın İspanya’da deneniyor.

‘Gol Hakemi” aletinin yarın İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenecek futbol teknikleri fuarında deneneceği açıklandı.

Futbol hakemlerine maç esnasında çok önemli teknik destek vererek en büyük yardımcısı olması beklenen yeni buluşun maçlarda kullanılıp kullanılmayacağı kararının FİFA tarafından mart ayında verileceği belirtildi.

Macaristan Futbol Federasyonu Asbaşkanı Sandor Berzi, Laszlo Maruzsi’nin buluşuna federasyonlarının tam destek verdiğini, bundan böyle topun gol çizgisini geçip geçmediği hakkında hata yapılmayacağını, zira yeni buluşun bu sorunu ortadan kaldıracağını açıkladı.

Mucit Maruzsi, yeni buluşunun sadece gol için değil, ofsayt için de kullanılabileceğini, bu aletin ofsaytları milimetrik olarak ölçebildiğini kaydetti.

Türkiye’yi tehdit eden tehlike

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (BTK) Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Türkiye’yi tehdit eden büyük tehlikeyi açıkladı.
Türkiye’yi tehdit eden tehlike
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (BTK) Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Türkiye’de pek çok kuruluşun siber saldırıya uğradığını söyledi. Acarer, bazı kurumların başındaki yetkililerin ilgisizliklerinden, bilgisizliklerinden dolayı siber tehditlerle ilgili gereken önlemleri almadıklarını belirtti.

Acarer, “Artık, Türkiye’de internetin olmadığı ev yok gibi. Ciddi anlamda e-ticaret yapıyoruz. Bu durum, kötü niyetli kişilerin ve kurum iştahını kabartıyor. Onun için siber tehditle ilgili problemleri, güvenli hale getirmemiz ülke olarak sorunumuz. Siber tehditle ilgili Türkiye’de, subjektif konulardan uzak hukuksal düzenlemelerin yapılması ve tedbirlerin alınması gerekiyor.” dedi.

BTK Başkanı Dr. Tayfun Acarer, Cihan’a yaptığı açıklamada, Türkiye’de 16.2 milyon kişinin geniş bant kullandığını ifade etti. 50 milyon üzerinde vatandaşın internet kullandığını belirten Acarer, artık Türk halkının işlemlerinin internete bağlı olmaya başladığını söyledi. Türkiye’de son zamanlarda bu konuyla ilgili duyarlılığın gittikçe arttığının altını çizen Acarer, “Bu konu Milli Güvenlik Savunma Belgesi’ne girdi. Ulaştırma Bakanlığı buna önem veriyor. Güvenli internet nasıl internetin konusu ise internetin güvenliği dediğimiz hadise de her kişinin, her işletme ve her ülkenin sorunudur.” ifadelerini kullandı.

SİBER TEHDİT SALDIRILARINA KARŞI TATBİKAT

Siber tehditle ilgili, BTK olarak farkındalık oluşturmaya çalıştıklarını belirten Acarer, bu konuyu BTK ve TÜBİTAK’ın birlikte siber tatbikat yaptıklarını söyledi.

Konuyla ilgili geçen yıl başlattıkları bir siber saldırı tatbikatının, bu yıl da ayrı dönemlerde iki kez tekrar yapılacağını ifade eden Acarer, şu bilgileri verdi: “Buraya azami derecede kurumların katılmasını istiyoruz. Yapılan saldırılarla bu kurumların altyapılarının ne kadar sağlam olduğunu test edeceğiz. ‘Kuruluşların kopyalanmış sistemlerine saldırılar yaparak nerelerde sistemler çöküyor? Nerelerde o solucanlar, Truva atları nasıl içeri sızabiliyor? Bunlar içeri girdiğinde içerdeki tüm sistemi kopyalayıp başka taraflara nasıl aktarabiliyor? Veya orayı boltnet dediğimiz köle bir sistem haline getirebiliyor? Bunları belirleyeceğiz. Biz her kuruluşa ‘Bu tatbikatla şuralarda zaafiyetleriniz var.’ diye rapor veriyoruz. Fakat bu raporu başka kuruluşlarla paylaşmıyoruz. Ona göre onların açıklarını belirleyip kapatmalarını sağlıyoruz.”

Acarer, tatbikata geçen yıl kurumların yeterince ilgi göstermediğini de ifade ederek, geçen sene yapılan saldırılarda da kurumların çok duygusal davrandığını söyledi. Kurumlarda, ‘Bu saldırılar ne oluyor?’ korkusu hakim olduğunu aktaran Acarer, “Bu saldırılar, kişi bazında ve kurum ve işletme bazında oluyor. Kötücül saldırılar yüzünden yaşantısı alt üst olmuş aileler, mahvolmuş işletmeler var. Bir kere düşünebiliyor musunuz? Bir rakip işletme, bir diğer rakip işletme hakkında olumsuz bir takım yayınlar yapabiliyor. Saldırı yapılan işletme kendini toparlayıp doğru olmadığını anlatana kadar zaten batıyor veya çok ciddi zarara uğruyor.” değerlendirmelerinde bulundu.

“100 DOLARLIK BİR SOLUCANLA NÜKLEER TESİS DURDURULDU”

BTK Başkanı Acarer, zaafiyetleri görüp tespit etmenin ilgili kuruluşların departmanlarındaki kişilerin görevi olduğuna da değindi. Aksi takdirde, buradaki sıkıntıların ciddi problemlere yol açabileceği uyarısında da bulunan Acarer, şu açıklamalarda bulundu: “Estonya’nın omurgası iki haftaya yakın çöktü. Gürcistan’da benzer bir olay yaşandı. İran’da yaşanan olayı biliyorsunuz. İran’ın nükleer tesislerine bir saldırı düzenlendi. O tesisleri bir savaş uçağı bombalamadı. 100 milyon dolarlık bir savaş uçağı bombalamadı. Ufacık, belki 100 dolarlık bir solucan virüs, çok ciddi zarar meydana getirdi. Bu zarar, başka ülkelerde, başka tesislerde olabilir. İlla ki nükleer tesislerde olması gerekmiyor. Elektrik tesislerinde olabilir. Altyapı, ısınma, hava, deniz tesisleri, trafikte olabilir.”

ABD Başkanı Obama’nın, ‘ABD’nin 21. yüzyıldaki ekonomik başarısının siber güvenlik konusunda alacağı tedbirlere bağlı olduğu’na yönelik sözlerine de atıfta bulunan Acarer, şöyle devam etti: “Bu çok önemli bir konu. Ciddi rakamlardan bahsediyor Obama, 20 milyar dolar gibi. Bundan sonra, problemin giderek de artacağına işaret ediyor. Çünkü buradaki ekonomik boyut büyüdükçe, buradaki kötü niyetli saldırılar artacak. Bunu herkesin bilmesi lazım.”

Bilim adamlarına göre 2020′ye kadar HDD rakipsiz.


Bilim adamlarına göre 2020′ye kadar HDD rakipsiz.

Veri depolama kaynakları sürekli kapasite artışına giderken, fiyatları da düşüyor. Yeni yapılan bir araştırmaya göre eğer bu durum, bugünkü gibi devam edecek olursa 2020 yılında bizi dev kapasiteli ve çok ucuz sabit diskler bekliyor.
Profesör Mark Kryder ve Chan Soo Kim’in birlikte yürüttükleri araştırmaya göre yeni veri depolama sistemlerinden hiç biri 2020 yılına kadar standart sabit diskler ile yarışamayacak. Her ne kadar flash belleklerin maliyetleri düşük olsa da, 2020 yılına gelmeden kapasite sınırlarına ulaşacağı için sabit disklere rakip olması mümkün görünmüyor.

Bilim adamları 2020 yılına gelindiği 14TB’lık sabit disklerin yaklaşık 40 dolar gibi bir fiyata satılacağını ve alternatiflerin bu fiyata bu kapasiteyi sunmakta zorlanacaklarını iddia ediyorlar. HDD‘nin en büyük iki alternatifi olarak ise PCRAM ve STTRAM gösterilse de araştırmacılara göre her ikisinin de farklı dezavantajları bulunuyor. PCRAM oldukça etkili olsa da çok fazla enerji tüketiyor olması en büyük sorunu. STTRAM ise bu konuda PCRAM‘e göre daha avantajlı olsa da çok büyük verilerle çalışmak için yetersiz olması onun da HDD karşısında daha zayıf bir alternatif olmasına neden oluyor.
Chip

İnsansız hava aracı ile Satürn’ü keşfedecekler


715 milyon dolarlık proje

ABD’nin Afganistan ve Pakistan’da kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) benzer bir pilotsuz uçak, Satürn’ün en büyük uydusu Titan’ı keşfetmekte bilim adamlarına yardımcı olacak.

ABD’nin Idaho Üniversitesi’nde tasarımı yapılan ve “Aviatr” adı verilen proje 715 milyon dolara mal olacak.

Sadece 120 kilo ağırlığındaki insansız araç, kalın ve bulutlu atmosferinden dolayı bilim adamlarını heyecanlandıran Titan’ın yüzeyinin üç boyutlu fotoğraflarını çekmek üzere tasarlandı.

Daily Mail gazetesinin haberine göre, plütonyum ile çalışan uçak, görevinin sonunda yüzey ısısı sıfırın altında 178 derece civarında olan Titan’ın kumullarına iniş yapmaya çalışacak.

Titan çekim gücünün göreceli olarak düşük ve atmosferinin kalın olmasından, ağır bir uçaktan daha uzun süre havada kalması beklenen Aviatr’ın, istenen irtifaya erişebilmesinden ötürü bu Satürn’ün uydusunun keşfinde bir balondan daha uygun olduğu düşünülüyor.

Titan keşif uçağı, Dünya’ya görüntü geçerken süzülerek enerji tasarrufunda bulunacak.

Çin’in 5 yıllık uzay planı açıklandı.


Çin’in 5 yıllık uzay planı açıklandı. Planda iddialı hedefler var.

Çin’in 5 yıllık uzay planlarının anlatıldığı “2011 Çin’in Uzay Çalışmaları” adlı Beyaz Kitap açıklandı. Raporda Çin’i 2016′ya kadar uzay laboratuvarları, uzay gemileri, gemi yük taşıyıcıları ve uzay istasyonu inşaatı için gerekli teknolojik gelişmeleri yapması planlanıyor.

Planda Ay yüzeyinin incelenmesi ve örnekler toplaması da yer alırken güneş ve astreoidlerle ilgili çalışma yapılacağı da belirtiliyor.

ULUSLARARASI TOPLUMLA ORTAKLAŞA ÇALIŞACAĞIZ
Çin, uluslararası toplumla el ele vererek barış ve temiz bir uzay oluşturmanın yanı sıra, insanoğlunun barış ve gelişme yönünde yüce davasını ilerletmek için daha büyük katkı sağlamaya hazır olduğunu açıkladı.

“2011 Çin’in Uzay Çalışmaları” adlı Beyaz Kitap, Çin Devlet Basın Ofisi tarafından yayınlandı. Beyaz Kitap’ta, Çin hükümetinin uzay çalışmalarını hep ulusal gelişme stratejisinin önemli bir parçası olarak gördüğüne işaret edilerek, uzay kaynaklarını barışçıl amaçla keşif, geliştirme ve kullanmada ısrarlı olduğuna dikkat çekildi.

Raporda ayrıca, Çin’deki uzay çalışmalarında 2006 yılından itibaren hızlı bir gelişme görüldüğüne, insanlı uzay istasyonu, ayda keşif gibi önemli projelerde atılım niteliğinde gelişmeler kaydedildiğine yer verildi. Buna paralel olarak, uzay teknolojilerinin yeni bir düzeye taşındığını, uzay kaynakları kullanımından doğan ekonomik ve toplumsal yararların gözle görülür biçimde arttığı kaydedildi.

Beyaz Kitap’ta öte yandan, Çin’in bundan sonra kendi gücüne dayalı yenilik yaratma yeterliliğini ve uluslararası işbirliği seviyesini daha da yükseltmeye devam edeceğine vurgu yapıldı.

2012′nin sürpriz teknolojileri!


TÜNEL OTOBÜSLER: Özellikle büyük şehirlerde toplu taşımacılık her açıdan şart. Otobüs ve dolmuşlarda gördüğümüz ani durmalar, duraklardan sinyalsiz trafiğin aktığı şeride geçmeler kaç sürücünün yüreğini ağzına getirmemiştir ki. Tünel otobüs olarak adlandırılan yeni dizaynla toplu taşıma araçları asfalta gömülü raylardan gidecek. Yüksek ve geniş oldukları için altlarından arabalar geçebilecek. 1200 yolcu taşıyabilen, tavanındaki güneş panellerinden dolayı güneşli havalarda güneş enerjisiyle çalışabilen, caddeleri kazarak, doğayı öldürerek yapılan metro tünellerinin inşaatından çok daha ucuza mal olan, trafiği engellemeyecek bu araçların üretimine başlanmış bile.



FORMALDEHİT ÖLÇEN ALET: 2009 yılında Dünya Sağlık Örgütü, kumaşlarda formaldehit kullanımının zararlarıyla ilgili bir genelge yayımladığında “Formaldehitin kumaşta ne işi var” diye çok şaşırmıştım. Çünkü formaldehit, insan sağlığı ve ekosistem için çok zararlı olan renksiz, keskin ve kötü kokulu bir kimyasal. Gerçi çok düşük miktarlarda hem havada hem de vücudumuzda bulunmakta ama bu konsantrasyon arttığı anda alerjiden kansere kadar her türlü sağlık sorunlarına sebep olabiliyor. Kumaşlarda su geçirmezlik, kırışmazlık, rengin uzun süre solmaması, antibakteriyel olması gibi bizi cezbeden özellikler bu “zehir” sayesinde oluşturulabiliyor. Formaldehit tabii sadece giysilerde değil yapı malzemelerinde ve ev eşyalarında, hatta duvar kâğıtlarında ve bebek oyuncaklarında bile bulunuyor. Bu yüzden bilim insanları, cep telefonu kadar küçük ve herkes tarafından alınabilecek bir fiyatta formaldehit-metre geliştirmişler. Aleti alacağınız giyim veya ev eşyalarının üzerine tuttuğunuzda olması gerekenden fazla, yani kanser yapacak dozda formaldehit içeriyorsa “alma” sinyali duyuyorsunuz.

UÇAN ARABA: Amerika’da öğrenciler tarafından dizayn edilen ve ilk kez Terrafugia firması tarafından üretimine başlanan bu arabaların katlanıp kapanan kanatları var. Hem araba hem uçak olarak kullanılabiliyor. Kullanacak kişiye yaklaşık 20 saatlik bir kullanım eğitimi veriliyor. Fiyatı 194 bin dolar. Diğer araba firmaları ise patent haklarını konuşuyorlar. Bize de gelirse İstanbul ve Ankara’da hava trafiğini, camlardan atılan çöpleri ve olabilecek kazaların boyutlarını varın siz düşünün.



SENTETİK HÜCRE: California’da J.Craig Venter Enstitüsü bilim insanları, tamamen sentetik DNA’dan bir bakteri hücresi oluşturdular. Exon Mobil bu buluş için şimdiden 600 milyon dolar ödedi. Amaç bu teknolojiyi kullanarak, doğayı temizleyen, petrol üreten, antibiyotik salgılayan hücreler dizayn edebilmek.

SANAL TERAPİ: “Artık insanlar bilgisayar aracılığıyla evde çalışabiliyor, evde üniversiteden mezun olabiliyor, neden evde tedavi olmasın?” sorusundan yola çıkan bilim insanları yeni bir teknoloji geliştirdiler. Özellikle anksiyete, fobiler, travma sonrası stresler, kötü alışkanlıklar, depresyon ve panik atak gibi psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde genelde uzmanlarla karşılıklı sohbetler, soru cevap ilişkisi söz konusudur. Bunu bilgisayarda özel hazırlanan bir programla hastalarında deneyen psikologlar çok başarılı sonuçlar almışlar. Bu başarılı sonuçlardan sonra Amerikan ordusu, özellikle zorlu askeri görevlerde bulunan kişiler üzerinde sanal tedaviyi uygulamaya başlamışlar. En çok başarı sağlanan diğer bir grup ise kanser hastaları ve hasta sahipleri.

Artık televizyonunuzla konuşabileceksiniz!

LG, Nintendo Wii benzeri hareket algılayıcıya sahip televizyonlara bir de ses kontrolünü eklemeyi uygun görmüş. Artık oturduğunuz yerden yalnızca konuşarak TV’nizi yönetebileceksiniz…

Nintendo Wii’de kullanılan hareket algılayıcı kontrol sisteminin bir benzerini televizyonlarına entegre eden LG firması, şimdi de Magic Remote adında bir sesli komut algılayıcılı sistem geliştirdi.
Yani hareket algılamanın yanında sesli komutlarınızı da tanıyarak, arama yapmak gibi eylemleri gerçekleştirmenize olanak sağlıyor.
Magic Remote adlı uzaktan kumanda, yalnızca tek bir TV modelinde değil, LG’nin son dönemde piyasaya sürülen hareket kontrollü tüm modellerinde çalışabiliyor.

Film gerçek oluyor!


Sıvı metal desteğiyle kendi kendini tamir edebilen makinalarla ilgili önemli bir adım atıldı

Illinois Üniversitesi ekibi, üzerinde oluşan çatlakları tamir etmek için sıvı metal salıp iletkenliğini yeniden tesis eden bir devre üretti. Göz açıp kapayana kadar tamir süreci tamamlanarak devre yeniden çalışır hale geliyor.

Araştırma ekibi, çalışmalarının ileride çok daha uzun ömürlü cihazların yolunu açabileceğini ve şu an gezegenler arası seyahat önünde duran en büyük engellerden birine çözüm getirebileceğini söylüyor. Ntvmsnbc’nin haberine göre mühendisler, elektronik çipte hasara yol açan darbe ya da basıncın aynı anda sıvı metal salan rezervuarları harekete geçirmesini planlıyor. Oluşan çatlağa sıvı metal dolgusu yapılarak, elektrik akımının aksamadan sürmesi sağlanıyor.

Araştırma, üniversitenin yeniden şarj edilebilen pillerin ömrünü uzatmak için yürüttüğü deneylerin bir ürünü. Bu tip pillerin genelde en çok rastlanan bozulma nedeni, cihazın içinde meydana gelen mikroskopik büyüklükteki ufak hasarların elektrik iletkenliğini yavaşlatmasından kaynaklanıyor.

UZAY ENDÜSTRİSİ İÇİN DE UMUT VADEDİYOR
Profesör Scott White, kendi kendini tamir eden devrelerin uzay endüstrisi açısından büyük umutlar vaadettiğinin altını çiziyor. Uyduların ya da uzay araçlarının elektronik teçhizatında bir arıza olduğu vakit, insan eliyle devrenin çıkartılıp yenisinin takılması mümkün olmadığı için, kendi kendini tamir özelliği hayati önem taşıyor.

Illionis Üniversitesi mühendisleri, üzerinde çalıştıkları projenin elektrikli araba pillerinin gelişimine de katkı sağlayabileceğini düşünüyor.

Bilim dünyası projenin geleceğinden heyecan duysa da, bu tip araştırmaların elektronik eşya piyasasında nasıl algılandığı ayrı bir konu… Çok daha uzun ömürlü cihazların üretilmesi elektronik şirketleri açısından daha az satış anlamına gelecek.

Şimdi de “Dadı Robot” Devri

Çin’in her geçen gün gelişen bölgelerinden olan ülkenin doğusunda bulunan Ciangsu eyaletindeki Çangcou kentinde birçok teknolojinin yanı sıra robot teknolojisi üzerine çalışmalar yapılıyor.

Devlet destekli olan ve ülkenin en seçkin bilimsel araştırma merkezlerinden Çin Bilimler Akademisine bağlı Gelişmiş Üretim Teknolojileri Enstitüsü kapılarını açtı.
Tesiste Çin’in ihraç etmeye başladığı hızlı tren tekerlerinden birçok parçasına kadar yüksek teknoloji metaller üzerine çalışılırken, AR-GE bölümlerinde gelecekte ticari amaçla kullanılması planlanan “dadı robotlar” üzerinde de çalışmalar yapılıyor.

Tesiste bir prototipi olan ve halen geliştirilen “Hui Hui” adlı robot bağımsız olarak sensörleriyle programlanan şekliyle hareket edebiliyor.

Çin’in yaşlanan nüfusunun göz önüne alındığını belirten yetkililer, Hui Hui’nin yüksek teknoloji ürünü sensörlerle yaşlıları yataktan kaldırabildiğini, yürürken destek olduğunu ve su verebildiğini kaydediyor.

Hui Hui, ülkede sokaklarda ve evlerde yapılan, yaygın bir spor olan hızın ve gücün yavaş şekilde kullanıldığı, savaş sanatı “Tay çi çüen’i” yapabiliyor ve yaşlılara evlerinde bu sporu yapmalarına yardımcı olarak antrenman yaptırıyor.

Çevre dostu evler

Sanayi ve teknoloji tesislerine ev sahipliği yağan Çangcou, bu özelliklerinin yanı sıra bölgede ülkenin ilk çevre dostu ve tamamen geri dönüşüm malzemeleri kullanarak yapılan ev projelerine ev sahipliği yapıyor.
Şehrin uydu kesimlerinde yapılan villalardan oluşan sitede evler dışarıdan hiçbir enerji desteği almadan ısınmadan, elektriğe kadar her ihtiyacını yenilenebilir enerji ile karşılıyor. Bu evlerin en ilginç yanı ise herhangi bir yedek enerji ünite kurulmadan yapılmaları.
Evlerin çatılarının tamamen güneş panelleriyle döşendiği evlerde, aynı zamanda toprak ve hava sıcaklığı arasındaki farkı kullanarak ısı sağlayan sistemi bulunuyor.
Benzer ısıtma sisteminin Avrupa’nın soğuk bölgelerinde de kullanıldığı kaydedilirken, toprağın altına kablo ve borular döşendiğini, yerin altında sabit olan sıcaklığı, toprağın üstündeki soğuk havayla çarpıştırarak elektrik üretilebildiği belirtiliyor.
Uzmanlar yer altındaki sıcaklık ile yukarıdaki soğuğun çakışması sonucu bir devinim oluştuğunu ve enerji ortaya çıktığını ifade ediyor.

“Nefes alan evler”

Henüz proje aşamasında olan bu evler Çin’de yapılan bir ilk olmakla birlikte, her ev aynı zamanda kendi atık suyunu arıtıyor, ayrıca evlerin hepsi “nefes alıyor”.
Evlerde kullanılan yalıtım sistemleri sayesinde evler içerideki nemi dışarı atıyor ve dışarından nem girmesine izin vermiyor.

Özellikle şehir dışında yapılan bu tür çevre dostu evler, yağmur dönemlerinde yağmur suyunu biriktirip, güneş enerjisiyle ısıtıyor ve oluşturduğu buhar enerjisiyle elektrik üretiyor.

Hükümet tarafından da desteklenen, Çin’in teknolojisi ile Kanada’nın ahşap teknolojisi ile yapılan proje ülkedeki ilk düşük karbon projelerden olacak ve yetkililere göre gelecek yıl ticari hale getirilecek.

Bir evde sadece güneş panelleri ya da yerden ısıtma sistemlerinden birinin yeterli olduğunu savunan yetkililer, bu sistemlerin maliyetinin metrekare başına 700 yüen civarında olduğunu ifade ediyor.

Çangcou şehir merkezinde standart bir dairenin metrekare fiyatının 20 bin yüen civarında olduğu belirtilirken, kentin dışında yapılan bu evlerde metrekare fiyatının 6 bin 800 yüen civarında olduğu kaydediliyor.

Evler aynı zamanda tamamen geri dönüşüm malzemelerinden yapılmasıyla birlikte, yıkıldığında hafriyatın yüzde 70′i tekrar kullanılabiliyor.

Ayrıca inşaatların yapımında iş makinesi neredeyse hiç kullanılmıyor. Bu sayede inşa sürecinde de ciddi bir enerji tasarrufu sağlanıyor.

200 bilimadamı gücünde!

20111125072731_curiosity

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), şimdiye dek bir başka gezegene gönderdiği en sofistike robotu yarın Mars’a gönderiyor.

‘Curiosity’ robotu, Kızıl Gezegen’in yaşamın gelişimine uygun bir geçmişi olup olmadığını belirleyecek. Mars toprağına, 570 milyon km yol katettikten sonra Ağustos 2012′de konacak Curiosity veya “Mars Science Laboratory” (MSL) için NASA uzmanları, Güneş Sistemi’nin bir başka gezegenine şimdiye kadar gönderdikleri en kapasiteli robot olduğunun altını çiziyor.

Gönderilmesi daha önce bir gün ertelenen Curiosity’nin, Florida’daki Cape Canaveral uzay merkezinden bir Atlas V füzesiyle yarın TSİ 17.02′de fırlatılması öngörülüyor.

Mars’ın “laneti”
İnsanoğlunun yaklaşık yarım yüzyıldır Kızıl Gezegen’e gönderdiği 43 uzay aracından üçte ikisinin başarısız olmasından ötürü, önce Mars’ın “lanetini” yenmesi gereken 900 kilo ağırlığında ve daha önce gönderilen Spirit ve Opportunity’den 2,5 kez daha uzun ve 5 kat daha ağır tekerlekli robot, Kızıl Gezegen’e yeni geliştirilen bir sistem sayesinde dev bir kabloyla iniş yapacak.

Mars’ın atmosferinin ilk tabakalarına girdikten sonra paraşütlerini açıp kapsülden ayrılacak Curiosity’yi toprağa, bu yeni geliştirilen vinç sistemi indirecek.

Radyoaktif plütonyumun parçalanması sonucu açığa çıkan sıcaklıkla çalışan robotun, Kızıl Gezegen’de bir Mars yılı(687 Dünya günü) geçirmesi ve sıcaklığın sıfırın altında 90 ve 0 santigrat derece arasında değiştiği dev Gale kraterine inerek burayı incelemesi öngörülüyor.

Bilim adamları, 150 kilometre genişliğindeki dev kraterde bulunan yüksek dağın, aralıksız esen Mars rüzgarının zaman içinde burayı doldurarak şekillendirmesiyle oluştuğunu düşünüyor.

Taşıdığı 10 bilimsel cihazla, kaya parçalarının kimyasal tahlilini yapacak Curiosity, indiği Gale kraterinde yaşam için organik unsurlar bulunup bulunmadığını inceleyecek.

Yüksek çözünürlüklü kamerası ve 7 metre mesafeden hedefini inceleyebilen lazer sistemine sahip altı tekerlekli robotun, kayanın içini 6 santimetre delme kapasiteli 2,1 metre uzunluğunda eklemli bir kolu da bulunuyor. Toplanan numuneler analiz edilmek üzere robotun içindeki iki laboratuvardan birine iletilecek.

Proje değeri 2,5 milyar dolar olan Curiosity’nin bir de meteoroloji istasyonu bulunuyor.

“220 bilim adamı gücünde”
Nasa uzmanları, Mars’a Curiosity’yi kondurmanın, bu gezegene sanal olarak 200′den fazla bilim adamı göndermek gibi olduğunu belirterek, “Hayallerimizin makinası” diyor ve beklentilerini dile getiriyorlar.

Curiosity, Mars’ta 2004′ten beri keşiflerini sürdüren Opportunity ile yörüngeden faaliyetlerini devam ettiren Mars Reconnaissance Orbiter (MRO) ile Avrupa uzay ajansının Mars Express uzay araçlarına katılmış olacak.

Ancak bilim adamları, mali kısıntı nedeniyle ABD’nin bunun ardından başka uzay aracını Kızıl Gezegen’e göndermeyeceği endişesini taşıyor. Kızıl Gezegen’e 1971′de ilk uzay aracını indirmeyi başaran eski Sovyetler Birliği’nin uzay aracı sadece 15 saniye çalışırken, son altı başarılı uçuşuyla Mars programları içinde en başarılı konumda bulunan ABD’nin programları, Mars yüzeyini şimdiye dek keşfeden tek insansız seyahatler özelliğini taşıyor.

Rusya’nın 9 Kasım’da Mars’un uydusu Phobos’a gönderdiği uzay aracı da başarısız olmuş, Dünya’nın yörüngesini terk edememişti.