hz muhammed (s.a.v) hayatı

hz muhammed (s.a.v) hayatı konusu, Peygamberler forumunda tartışılıyor.

Yeni Konu Aç Konuyu Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Gösterim Biçimleri Paylaş
Eski 11-04-09   #1
Avatarı

     


hz muhammed (s.a.v) hayatı


forumexe.com - hz muhammed (s.a.v) hayatı
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]

Yazan: admin Kategori [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]

Resulullah (s.a.a) Fil yılı Rabi’ul Evvel ayının 20 sine rastlayan (M.571’de) Pazartesi günü şafak vakti Mekke şehrinde dünyaya geldi.(1) Resulullah (s.a.a)’in değerli babası Abdullah bin Abdulmuttalip bin Haşim bin Abdumenaf’dır. Değerli annesi ise Veheb bin Abdumenaf’in kızı Amine’dir. Görüldüğü gibi her iki şahsiyetin akrabalık bağı Abdumenaf’da birleşiyor.
Hz. Peygamber’in mübarek ismini İlahi emir gereği Muhammed (2) künyesini ise Ebu’l Kasım (3) koyuyorlar.
İmam Bakır (a.s) buyurmuşlardır ki Hz. Peygamber doğumunun yedinci günü Hz. Ebu Talib Hazretin dünyaya teşrifinden dolayı bir kurban keser ve akrabalarını misafirliğe davet ederek şöyle der: “Bu Ahmed’in akikasıdır.” Misafirler; “Onun ismini neden Ahmed koydun?” diye sorduklarında ise Ebu Talib; “Yer ve gök ehlinin övgüsünden dolayı onun ismini Ahmed koydum.” der.(4) İşte bundan dolayı Hz. Emir-ul Mü’minin Ali (a.s) Hz. Resulullah (s.a.a)’ın iki ismi bulunan peygamberlerden olduğunu söylemiştir.(5)
Peygamber (s.a.a) henüz daha dünyaya gelmeden babasını kaybetti; (6) dünyaya geldikten sonra da onu süt emmesi için Halime-i Sadiyye’ye emanet ettiler. İbn-i Sad’ın yazdığına göre Halime Hazreti kucağına alır almaz döşü sütle doldu; öyle ki Peygamber ve Halime’nin açlıktan uyumayan çocuğu da o sütten doydular.(7)

Peygamber (s.a.a) üç yaşına kadar annesi Amine’nin de gözetimiyle süt annesi Halime’nin yanında kaldı daha sonra Mekke şehrine getirilerek annesine teslim edildi.
Peygamber (s.a.a) altı yaşında iken annesi Amine ve bakıcısı Ümmi Eymen’le birlikte akrabalarını görmek için Medine’ye giderler. Bir ay Medine’de kaldıktan sonra Mekke’ye dönüşte Ebva denen yere (Cuhfe’den 37 km. uzak) ulaştıklarında Hazretin değerli annesi vefat eder ve orada defnedilir. Ümmi Eymen Hz. Peygamber’i Mekke’ye getirir ve ceddi Abdulmuttalib’e teslim eder. Böylece Abdulmuttelib Hazretin sorumluluğunu üstlenmiş olur.(8) Ama iki yıl sonra Abdulmuttalib de dünyadan göçer.(9) Onun vasiyeti gereğince de Hz. Ebu Talib kardeşi oğlu Hz. Muhammed (s.a.a)’ın sorumluğunu üstlenir.(10)
İbn-i Abbas’ın naklettiğine göre Ebu Talib Hz. Peygamber ile öyle ilgileniyordu ki gece ve gündüz ondan bir an olsun ayrılmıyordu onu kendi yanında yatırıyor ve onun hakkında kimseye güvenmiyordu.(11)
Hz. Resulullah (s.a.a) on iki yaşında iken (12) Ebu Talib’le birlikte Şam’a yolculuğa çıkarlar. Bu yolculukta Buheyra isminde bir rahiple karşılaşırlar. Buheyra Hıristiyan alimlerinin en bilginlerindendi. Hz. Peygamber’i görür görmez O’nun ahir-uz zaman Peygamberi olduğunu hemen anlar ve Ebu Talib’e dönüp şöyle der: “Önceki semavi kitaplarda bu gencin peygamberliğiyle ilgili haber vardır.(13)
Hz. Resulullah (s.a.a) erginlik çağına kadar Hz. Ebu Talib’in evinde kalılar ve ahlak yiğitlik halkla geçinmek ve emanete riayet etmek bakımından öyle bir yüce ahlak ve erdemlilik sergilerler ki halk ona “Emin” lakabını takarlar.(14)
Hz. Resulullah (s.a.a) yirmi yaşında iken “Hilf-ul Fodul” antlaşmasına katılmıştır. Bu antlaşma Beni Haşim Beni Zühre ve Beni Temim arasında yapılan insani değerleri önemseyen bir anlaşma idi. Bu antlaşma gereğince mazlumların hakları zorbalardan alınacak ve gereken yardımlar onlardan esirgenmeyecekti.(15)
Hz. Hatice asaletli ve serveti olan bir kadındı. Hz. Hatice erkekler vasıtasıyla ticaretle uğraşıyordu. Resulullahın doğru konuşan ve emin biri olduğunu öğrenince Hazrete kölesi Meysere ile birlikte ticaret yapmak için Şam’a gitmesini ve diğer tacirlerden daha fazla pay almasını önerdi. Hz. Resulullah (s.a.a) Hatice’nin bu önerisini kabul ederek onun malı ile Şam’a doğru yola çıktılar. O memlekette mallarını satıp işlerini bitirdikten sonra Mekke’ye döndüler. Mekke’de de oradan getirdikleri malları satıp öncekilere oranla iki kat veya daha fazla kar elde ettiler. Üstelik Meysere de yol boyunca Resulullah’dan gördüğü hareket ve davranışları Hatice’ye anlattı.
Bunun üzerine Hatice birisi vasıtasıyla Resulullah’a şöyle bir mesaj gönderdi: “Ey amca oğlu aramızda akrabalık bağı olduğundan kavmin arasında yüce şeref ve nesebe sahip bulunduğundan güvenilir iyi huylu ve doğru konuşan olduğundan dolayı seninle evlenmeye gönüllüyüm.”
Hatice’nin bu evlenme teklifi öyle bir zamanda oldu ki Hatice o zamanlar nesep açısından en köklü şeref ve mal bakımından da bütün kadınların en üstünü idi; herkes onunla evlenmek istiyordu ama o hiç kimseyi kabul etmiyordu.(16)
Resulullah (s.a.a) Hz. Hatice’nin bu evlenme teklifini kabul ederek amcalarını onu istemeye gönderir ve böylece bu mübarek vuslat gerçekleşmiş olur .(17)
Resulullah (s.a.a) evlendiği zaman yirmi beş yaşında idiler. (18) İbn-i Abbas ve bir grup diğer bilginlerin sözüne göre Hz. Hatice de yirmi sekiz yaşında idi.(19)
Hz. Peygamber (s.a.a)’in Hz. Hatice ile evlenmesinden ikisi erkek dördü kız olmak üzere toplam altı çocuğu olmuştur. Erkeklerin isimleri: Kasım ve Tahir; kızların isimleri ise Ümmi Gülüsüm Rukayye Zeynep ve Fatıma’dır.(20)
Hatice-i Kübra (a.s) Resulullah (s.a.a) ile ortak yaşantısında çok fedakarlıklar yapmıştır. O bütün mal ve servetini aziz eşinin ihtiyarına bırakmış ve bütün kadınlardan önce Hz. Resulullah’a iman etmiştir. Resulullah (s.a.a) onun hakkında şöyle buyurmuştur:
“O insanlar kafir olduğunda bana iman etti halk beni tekzip ettiğinde o beni tasdik etti halk beni mahrum bıraktığında o kendi malıyla bana yardımda bulundu.”(21)
Hz. Resulullah’ın yaşantısının en hassas dönemi 40 yaşına girdiği dönemdir. Zira Hazret bu yaşta Receb’in 27. günü (M. 610) peygamberliğe seçilmiştir.(22) O zamandan itibaren üç yıl boyunca halkı gizlice İslam’a davet etmiştir. (23) Hz. Resulullah’a ilk iman eden Emir-ul Mü’minin Hz. Ali olmuştur. (24) Ondan sonra da Hz. Hatice iman etmiştir.
Bi’setin üçüncü yılında Resulullah (s.a.a) halkı açıkça İslam’a davet etmeye mamur kılındı. Bu emir gereği önce kendi yakınlarını misafirliğe davet edip onlara şöyle buyurdu:
“Allah Teala beni sizi O’na davet etmeye emretmiştir. İçinizden kim beni tasdik edip bu işte bana yardımcı olursa sizin aranızdaki kardeşim vasim ve halifem olacaktır.” (25)
Teberi’nin yazdığına göre bu toplantıda Hz. Ali Peygamber’e yardımcı olacağını ilan eden tek şahıs oldu. Peygamber (s.a.a) de oradakilere şöyle buyurdu:
“Bilin ki bu şahıs benim sizin aranızdaki kardeşim vasim ve halifemdir; onun sözlerini dinleyin ve emirlerine itaat edin.” (26)
Resulullah (s.a.a) akrabalarını İslam’a davet ettikten sonra halkın da putlarını bırakıp sadece Allah’a ibadet etmelerini istedi. Bu söz onlara çok ağır geldi; az bir grup hariç hepsi Hazretle düşman olmaya başladılar. O kritik anda Mekke’nin büyüğü ve Peygamber’in amcası olan Hz. Ebu Talib kardeşi oğlunun yardımına koştu ve onu yalnız bırakmayacağına dair yemin etti.(27) Gerçekten öyle de yaptı. Hz. Ebu Talib hayatta olduğu müddetçe Kureyş Hz. Peygamber’i fazla incitemedi.
Kureyş büyükleri Hz. Ebu Talib’in varlığıyla Hz. Peygamber’i tam baskı altına alamadıklarını görünce yeni Müslüman olanları eziyet ve işkence etmeye başladılar. Peygamber (s.a.a) Müslümanların Kureyş’in zulüm ve eziyetinden kurtulmaları için onlara Habeşi’ye hicret etmeleri için izin verdi.
Bi’setin altıncı yılında Mekke müşrikleri Peygamber (s.a.a)’i öldürme kararı aldılar. Bu yüzden Hz. Muhammed (s.a.a)’i kendilerine teslim etmedikçe Beni Haşim’le muamele yapmayacak ve onlardan evlenmeyeceklerine dair kendi aralarında bir antlaşma imzaladılar. Bu antlaşmayı bir deri sayfaya yazıp Ka’be’nin duvarına astılar. Beni Haşim de canlarını korumak için Peygamber (s.a.a) ile “Şi’b-i Ebu Talib” deresine sığındılar; üç yıl boyunca orada kaldılar. Üç yıl sonra Allah Teala Peygamberine antlaşmayı “Allah” lafzı hariç karıncaların yediğini haber verdi. Hz. Ebu Talib bu haberi Kureyşlilere iletti ve onlara; “Eğer Muhammed’in söyledikleri doğru çıkarsa ne yaparsınız?” diye sordu. Onlar da: “Artık el çekeriz” dediler. Kureyşliler Ka’be’ye gidip oraya astıkları antlaşmanın “Allah” lafzı hariç karıncalar tarafından yenildiğini görünce kendi antlaşmalarından vazgeçtiler. Bi’setin onuncu yılında vuku bulan bu olay neticesinde Mekke halkından bir çok kimseler İslamiyet’i kabul ettiler. Böylece Beni Haşim Şi’bi Ebu Talib’den dışarı çıkabildi.(28)
Peygamber (s.a.a) bi’setin onuncu yılında iki büyük yardımcısı olan Hz. Ebu Talib ve Hz. Hatice’yi kaybetti (29) bu iki büyük şahsiyetin ölümü Hazrete çok ağır geldi bundan dolayı o yılın ismini “Hüzün Yılı” koydu.(30)
İmam Zeyn’ul- Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Resulullah (s.a.a) Ebu Talib ve Hatice’yi kaybettiğinde artık Mekke’de kalması güçleşmişti… Allah Teala bundan dolayı Hz. Peygamberin Mekke’de yardımcısı olmadığından orayı terk edip Medine’ye doğru hareket etmesini emretti”(31)
Hz. Ebu Talib dünyadan göçtükten sonra Kureyşin peygambere eziyeti gittikçe fazlalaştı Hazrete defalarca ihanet edip O’nun canına kıymak istediler. (32)
Mekke müşrikleri bi’setin on üçüncü yılı “Dar’un Nedve” denilen bir yerde toplanıp Hz. Peygamberi öldürme kararı aldılar. Bu karara göre çeşitli kabilelerden oluşan gençler hep birlikte Hazrete saldıracak ve kimin tarafından öldürüldüğü bilinmeyecekti. (33)
Hz. Peygamber (s.a.a) İlahi vahiyle bu komplodan haberdar oldu ve geceleyin Mekke’den ayrılarak Medine’ye doğru yola çıktı. Emir’ul- Mü’minin Hz. Ali de Peygamber (s.a.a)’in canını korumak için O’nun yatağında yattı. (34)
Peygamber (s.a.a) Rabi-ul Evvel ayının ilk günü Mekke’den ayrıldı ve aynı ayın on ikinci günü Medine’nin yakınlarında olan “Kuba” denilen yere vardı ve orada yaklaşık on gün Hz. Ali’yi bekledi. (35)
Bu müddet içerişinde de Kuba camisini yaptırdı. Daha sonra Hz. Ali’nin gelmesiyle Medine’ye teşrif buyurdular .
Hz. Peygamber’in hicreti ardından Mekke Müslümanları da yavaş-yavaş Medine’ye hicret etmeye başladılar. Peygamber (s.a.a) Muhacir ve Ensar (Medine halkı) arasındaki samimiyet bağını güçlendirmek için onların aralarında kardeşlik bağı oluşturdu.
Peygamber (s.a.a) bu teşebbüsü ile Medine’de İslami bir toplum oluşturmuş ve Muhacirlere yardım için de uygun bir zemin hazırlamıştı.
Bu küçük İslam toplumunun kuruluşundan daha on dokuz ay geçmemişken Müslümanlarla Mekke müşrikleri arasında savaş ateşi tutuştu. İlk önemli savaş Bedir savaşı idi onun peşi sıra Uhud Handek HayberTebuk vb….savaşlar da vuku buldu.
Peygamber (s.a.a)’in savaşları iki çeşittir; birincisi kendisinin katıldığı savaşlardır bu savaşlara “Gazve” denilir. Diğeri ise kendisinin katılmadığı savaşlardır bu savaşlara da “Seriyye” deniliyor. Gazvelerin sayısının 28 seriyyelerin sayısının ise 38 tane olduğunu söylemişlerdir. (36) Bunca savaş dokuz yıldan az bir zamanda vuku bulmuştur.
Bu gazve ve seriyyeler Müslümanların Hicaz topraklarında azamet ve güçlerinin aşikar olmasına ve bir çok Arap kabilelerinin Hz. Peygamberle barış antlaşmaları imzalamalarına sebep oldu.
Bu antlaşmaların en önemlisi Hudeybiye antlaşması idi. Hz. Peygamber bu antlaşmayı hicretin altıncı yılında Mekke müşrikleriyle yaptı. Bu antlaşma Hicaz toprağında nispi bir emniyet ve huzurun oluşmasına yol açtı ve diğer topraklarda da İslam’ın yayılmasına ortam hazırladı.

Peygamber (s.a.a) hicretin yedinci yılında İslam’ın geniş bir şekilde yayılmasını sağlamak için bir çok mektuplar yazmış ve bu mektupları İran Rum Habeş Mısır Yemame Bahreyn vb. ülkelerin kıralı ve padişahlarına göndererek kendi mesajını onlara iletmiştir. (37) Hazret bu mektuplarda onları İslam’a davet ediyordu. Bu vesileyle Hz. Peygamber’in cihanı risaleti dünyanın her tarafına bildirilmiş ve böylece İslam’ın mesajı uzak memleketlere de ulaşma imkanını bulmuştur.
Hicretin sekizinci yılının Ramazan ayında Mekke şehri Peygamber tarafından fethedildi. (38) Resulullah (s.a.a) ordusuyla birlikte savaşmaksızın Mekke şehrine girdi ilk teşebbüsünde Mekke halkının hepsini affetti ve Kabe’de bulunan üç yüz altmış putu oradan temizledi (39) ve sonra minbere çıkıp şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Allah Teala cahiliyye tekebbürünü ve atalarla övünmeyi sizin aranızdan temizledi. Bilin ki siz Adem’densiniz Adem de balçıktandır. Bilin ki Allah’ın en iyi kulları O’ndan korkan ve günah işlemeyendir.” (40)
Resulullah (s.a.a) Mekke’de kısa bir müddet kaldıktan sonra Medine’ye doğru hareket etti. Bir kaç aydan sonra Rum ordusunun İslam ülkelerine saldırıp o topraklarda ilerlemeyi amaçladıklarını öğrendi. Hazret bu haberi öğrenir öğrenmez İslam ordusunun Rum ordusuna karşı koymak için Şam sınırlarına doğru hareket etmelerini emretti kendisi de ordunun komutanlığını üzerine aldı. Uzun bir mesafeyi kat ettikten sonra Hicretin dokuzuncu yılının Şaban ayında Şam sınırında bulunan Tebuk topraklarına ulaştılar. Ama Rumlulardan hiçbir eser yoktu. Çünkü Rum ordusu Hz. Peygamber’in komutanlığındaki İslam’ın güçlü ordusunun hareketinden haberdar olmuş ve Müslümanlar karşısında yenilgiye uğramak korkusundan aldıkları kararlarından vazgeçmişlerdi.
Resulullah (s.a.a) düşman tehlikesinin olmadığını görünce ordunun Medine’ye dönmesini emretti. “Tebuk” ismiyle meşhur olan bu gazve Hz. Peygamber’in en son gazvesi sayılmaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.a)’in Hicaz topraklarındaki en fazla muvaffakiyet elde ettiği yıl hicretin dokuzuncu yılıdır. Çünkü o yılın hac merasiminde müşriklerden beraat ilan edildi. (41) Bu önemli mesele Kurban Bayramında Emir’ul- Mü’minin Hz. Ali (a.s) vasıtasıyla düşmanlara duyuruldu ve onlara İslam’a karşı tavırlarını belirlemeleri için dört ay mühlet verildi. Bu beraatın ilanı neticesinde çeşitli kabilelerin elçileri Medine’ye doğru akın etmeye başladılar. Hepsi Hz. Peygamber’in huzuruna gelip İslam’ı kabul ettiklerini veya İslam’ın sığınağında yaşamaları için cizye ödemeye hazır olduklarını ilan ettiler.
O yıl çok fazla elçinin Medine’ye akın etmesinden dolayı o yıla “Amm’ul- Vefud” (elçiler yılı) ismini vermişlerdir. Böylece puta tapma adet ve geleneği Hicaz toprağından silinmiş ve yerine tevhit dini yerleşmiştir.
Resulullah (s.a.a) hicretin onuncu yılında hac amellerini yapmak için Mekke’ye yolculuk yapmaya hazırlandı. Müslümanlar da bu haberi duyunca hac amellerini doğru bir şekilde kamil olarak öğrenmek için yolculuğa hazırlandılar. Resulullah (s.a.a) Zilkade ayının sonuna dört gün kala Medine’den ayrıldı Zilhacce’nin dördüncü günü ise Mekke’ye vardı. (42) Hac amellerini yaptıktan sonra Müslümanlarla birlikte o şehirden ayrıldı ve Medine’ye doğru yola koyuldu. Yüz yirmi bin civarında olan hac kervanı “Cuhfe” denilen yere yetiştiğinde Hz. Peygamber tarafından kervanın durdurulması emredildi. Hazret namazını kıldıktan sonra Gadir-i Hum kenarında bir hutbe okudu sonra Hz. Ali’nin elinden tutarak yüksek bir sesle şöyle buyurdu:
“Ben kimin mevlası (efendisi) isem Ali de onun mevlasıdır. Allahım ona yardım edene sen de yardım et onu yalnız bırakını sen de yalnız koy…” (43)

Bu vakıa Zilhacce’nin on sekizinci günü vuku buldu. Hz. Peygamber’in halife tayin etme işi bir kaç defa çeşitli yerlerde tekrarlanmıştır.
Hz. Peygamber (s.a.a) Haccet’ul- Veda yolculuğundan sonra ömrünün son günlerini yaşıyordu nihayet hicretin on birinci yılı Sefer ayının yirmi sekizinde fani dünyadan ayrılıp ebedi yurda göç etti. (44)
Peygamber (s.a.a)’in Hatice’den altı çocuğu vardı onların isimlerini daha önce zikrettik. Mariye’den de İbrahim isminde bir oğlu vardı. Hazretin Fatıma (a.s) hariç bütün evlatları kendi hayatı döneminde vefat ettiler. (45) Hz. Peygamber’in nesli Hz. Fatıma’dan devam etti.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]. MUHAMMED’İN HAYATI


Hz. Muhammed Hicret’ten 52 yıl önce (Milâdi 570) Rebiülevvel ayının 17. gününde Mekke şehrinde dünyaya gelmişlerdir. Babası Hz. Abdullah daha Hz. Muhammed dünyaya gelmeden 25 yaşlarında vefât etmiştir. Annesi Hz. Âmine’yi ise 6 yaşında iken kaybetmiştir. Küçük yaşta babasını ve annesini kaybeden Hz. Muhammed’i dedesi Abdülmuttâlib himayesine aldı ve o zamana kadar kimseye verilmemiş olan Muhammed adını kendisine verdi. O da bir yıl sonra vefât edince Hz. Muhammed’i amcalarından Hz. Ali’nin babası Hz. Ebû Tâlib yanına alıp büyütmüştür. Hz. Muhammed Mekke’nin en büyük ailesi olan Hâşimiler’dendi.
Peygamberler Peygamber olarak dünyaya gelirler ve o vazife için yaratılmışlardır. Peygamberlik gibi ağır bir emaneti yüklenmek için bir hazırlık devresi geçirirler sonunda ilâhi vahye mazhar olurlar ve insanlara ilâhi emirleri tebliğe başlarlar.
Hz. Muhammed’in hayatı Peygamberliğini açıklamaya emir alıncaya kadar; sade temiz çok dürüst ve yaşayışı da insanlığa örnek bir yaşayış idi.
Hz. Muhammed genç yaşlarında iken bütün Hicâz’da daha Peygamberlik gelmeden önce huylarının güzelliği ve her hususta emin oluşları dolayısıyla Araplar tarafından “Muhammed’ül Emin” diye anılmaya başlanmıştı. Babasından mal mülk bir şey kalmadığı için bir hayli fakirdi; yalnız çok soylu bir aileden olduğu için çok itibar görürdü.
Hz. Hatice ile Evlenmesi
Kureyş hanımlarından olan Hz.Hatice ticaretle uğraşmakta idi. Çok zengin ve dul olduğundan mallarını idare etmesi ticaretini sürdürmesi için emin bir kişi olarak gördüğü Hz.Muhammed’i kendisine yardımcı seçti. Daha sonra Hz.Muhammed ile Hz.Hatice evlendiler. Evlendiklerinde Hz.Muhammed 25 Hz.Hatice ise 38 veya 40 yaşlarında idi. Hz.Muhammed’in Hz.Hatice’den iki erkek dört kız çocuğu olmuştur.Bütün evlâtları kendi zamanında âhiret dünyasına göç etti. Hayatta kalan tek evlâtları Hz.Fâtıma ise Hz.Muhammed’in Peygamberlikleri zamanında Hicret’ten 11 yıl önce dünyaya gelmiştir.
Hz.Muhammed’in soyu çok sevdiği kızı “Ehl-i Beyt”ten olan Hz.Fâtıma’dan yürümüştür. Hz.Fâtıma’dan da Hz.Peygamber’in çok sevdikleri “Ehl-i Beyt”ten olan torunları Hz.Hasan ile Hz.Hüseyin dünyaya gelmişlerdir.
İlk Vahy’in Gelişi
Hz.Muhammed ilk vahy’in gelişini şöyle anlatıyorlardı:
“Hirâ dağında adımın çağrıldığını duyardım; fakat çağıranı göremezdim. Derken bir gün melek göründü bana; kucakladı beni göğsüne bastırdı sıktı ve «Oku» dedi. Ben okumak bilmem dedim. Tekrar sıktı «Oku» dedi. Aynı sözü söyledim. Yine sıktı «Oku»” dedi. Ve Kur’ân-ı Kerîm’in şu âyetlerini okudu:
“(1) Oku Rabbinin adıyla ki bütün mahlûkatı yarattı (2) İnsanı da bir parça kan pıhtısından var etti; (3) Oku ve Rabbin pek büyük bir kerem sâhibidir (4) Öyle bir Rab ki kalemle öğretmiştir (5) İnsana bilmediğini belletmiştir (öğretmiştir).” (Alâk 1-5. âyetler)
Bu âyetler Hz.Muhammed’e ilk inen sûrenin ilk beş âyetidir.Hz.Muhammed’e Allah tarafından ilk vahiy Ramazan ayında nâzil olmuştur.
“Ramazan ayı ki onda Kur’ân inzal olunmuştur. Kur’ân nas için aynı hidâyettir; doğru yola götüren hak ile bâtıl arasını ayıran açık delillerdir.” (Bakara 185. âyet)
Kur’ân-ı Kerîm Hz.Peygamber ebedî âleme göçene kadar 23 yılda tamamlanmıştır. Nâzil olan bütün âyetler Allah tarafından zaman zaman vahiy edilmiştir.
Kur’ân-ı Kerîm’de; kulun yani Peygamber’in Allah ile ancak vahiy yoluyla konuşabileceği anlatılmaktadır. Bu konudaki âyetler de şunlardır:
“Vahiyle veya perde ardından olması veya bir elçi gönderip ona kendi izniyle dilediği şeyi vahiy etmesi suretlerinden başka hiçbir suretle Allah’ın konuşması hiçbir insana müyesser olmaz. Çünkü O yücedir işinde hakimdir.” (Şûra 51. âyet)
“(192) Kur’ân şüphesiz Rabbelâleminin indirmesidir. (193-194-195) Sen Tanrı azâbıyla korkutanlardan olasın diye onu «ruh-i emin» açık olan Arap diliyle indirmiştir.” (Şuarâ 192-195. âyetler)
“ (16) (Ey Muhammed)! Vahiy bitmesin diye acele almak için dilini kımıldatma. (17) Çünkü onu kalbinde toplamak ve lisanında kıraatini sabit kılmak bize aittir. (18) Sana Kur’ân-ı Kerîm’i kıraat eylediğimizde sen onun kıraatine tâbi ol. (19) Onu izah ve beyân yine bize düşer.” (Kıyâmet 16-19. âyetler)
Peygamber Oluşu
Hz.Muhammed 40 yaşlarında iken (Milâdi 610) yine Hirâ dağındaki mağarada halvette bulunuyordu. Bu sefer Allah tarafından kendisini doğrudan doğruya Peygamberlik görevine çağıran Kur’ân-ı Kerîm’in Müddesir Sûresi’nin 1-7. âyetleri nâzil oldu.
“(1) Ey örtüsüne bürünmüş Peygamber! (2) Kalk azapla korkut. (3) Rabbini büyüklükle an (4) Elbiseni temiz tut. (5) Azâba bais olan şeyleri bırak. (6) Çok istemek üzere bir şey verme. (7) Rabbin için her şeye katlan.”
Gelen bu “vahiy”den sonra artık “vahiy”lerin arkası kesilmedi. Sürekli ve zamana bağlı olarak “vahiy” gelmeye başladı. Hz.Muhammed’in Peygamberlik hayatı iki devreye ayrılır. Birinci devre Peygamberliğinin başlangıcından Medine’ye Hicret’ine kadar geçen 13 yıllık dönemdir (Milâdi 610-622). İkinci devre ise Hz.Peygamber’in Hicret’ten Hak’ka vuslat edinceye kadar geçen 10 yıllık dönemdir (Milâdi 622-632).
Hz.Muhammed halkı İslâmiyete davete başladığında erkeklerden ilk olarak Hz.Ali kadınlardan da Hz.Muhammed’in eşi Hz.Hatice Müslüman olmuş; ona inanmışlar uymuşlar ve ezeli îmanlarını izhâr etmişlerdir. Belli bir süre sonra da Hz.Muhammed; önce akrabalarını ardından Safa Tepesine çıkarak tüm Mekke halkını Allah’tan gelen emir gereğince açıktan açığa Müslüman olmaya çağırmaya başladı.

CryDaqqeR Nickli Üyenin Son 5 Konusu
Konu Forum Son Cevaplayan Cevaplar Gösterim Cevap Tarihi
Nfs undercover (2008) S60 9.1 - 9.2 3rd Oyunları kerim5757 5 255 17-05-09 13:32
Zombie infection (2009) S60 v2 Oyunları 300spartalı 2 207 17-05-09 13:30
1250 oyunluk dev arşiv. S60 v2 Oyunları AмσηR@ 3 1115 17-05-09 13:29
Brothers in Arms: Earned in Blood 3D (Gameloft) S60 v2 Oyunları 300spartalı 1 454 17-05-09 13:26
Prince Of Persia HD 3D (Gameloft) S60 9.1 - 9.2 3rd Oyunları EFeNDy 5 239 17-05-09 13:25

FoRuMeXe.CoM'a Hoşgeldiniz ...!

Forumexe.com Ziyaretçisi; Sitemizden faydalanmak için TIKLAYINIZ
Üye Olursanız Bu Yazılar ile Karşılaşmayacaksınız.. Üye Olmak İçin TIKLAYIN

Kapatmak için Tıklayınız.!


Yeni Konu Aç Konuyu Cevapla

Konu Araçları
Gösterim Biçimleri


Benzer Konular : hz muhammed (s.a.v) hayatı
Hz. Muhammed ve Mucizeleri
http://img218.imageshack.us/img218/4115/hzmuhammedvemucizeleri.jpg http://img195.imageshack.us/img195/3346/hzmuhammedvemucizeleric.jpg
Sultan Muhammed
http://www.resimkalesi.com/./data/media/25/Sultanimiz.swf Çok güzel bir animasyon herkesin izlemesini tavsiye ederim. ...
Ebu Hanİfe - Muhammed Ebu Zehra
http://img154.imageshack.us/img154/5789/sshot377is.png Ebu Hanİfe - Muhammed Ebu Zehra | 2135 KB | RS | Devamı...
Wikipedia, Hz. Muhammed (s.a.s) tasvirlerini kaldırmayacak...
http://medya.zaman.com.tr/2008/02/17/wikipedia.jpg İnternetin ücretsiz ansiklopedisi Wikipedia, 180 bin'den fazla protesto mektubu almasına...
Muhammed Tapar
Muhammed Tapar Büyük Selçuklu Devleti sultanı. Sultan Melikşah?ın oğlu olup, 1082 yılında doğdu. Babasının 1092?de vefâtıyla, Selçuklu sultanı...

Yasal Uyarı!
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız buradan bize bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to here

Reklam vermek için bize buradan ulaşabilirsiniz.


Forum yazılımı ve sürümü Günün Sözü
Tema Yapımcısı By Çileke$ | Grafiker ramazan12345 |
Yapımcı vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 | Paylaşmayı Seven Dostların Mekanı