ATATÜRK Nasıl Öldürüldü ?

ATATÜRK Nasıl Öldürüldü ? konusu, Ulu Önderimiz Atatürk forumunda tartışılıyor.

Yeni Konu Aç Konuyu Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Gösterim Biçimleri Paylaş
Eski 08-06-10   #1
Avatarı

     


ATATÜRK Nasıl Öldürüldü ?

Not: Bu etkileşimde Atatürk'ün ölümüne dair tüm veriler bulunmaktadır. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...] yöntemiyle ve araştırma ilkelerine uygun olarak ele alınmıştır!
forumexe.com - ATATÜRK Nasıl Öldürüldü ?

Agoni adlı kitaptan yararlanılmıştır. Ogün Deli'ye saygılarımı sunuyorum!
Atatürk'ün ölümü üzerine hiç bu kadar detaylı bu kadar açık belgeler halka verilmedi.
Açık belgelerle Atatürk'ün ölümünün sır perdesi...
Atatürk sirozdan mı öldü ? Yoksa sanıldığının aksine farklı sebeplerden mi ? Bunu bu yazımızda öğreneceğiz. Üzücü ama gerçek bir yazıda...

Bölüm 1

Atatürk fani hayata veda edip gidiyor herkes ellerini kavuşturmuş büyük bir acz içinde duruyor kimsenin elinden bir şey gelmiyordu...
İşte son fotoğraflarından birisi sol altta Ekim 1938 'de Atatürk'ün isteğiyle çekilmiştir.
Atatürk artık karaciğersiz bir insan gibi büzüşmüş karnı davul büyüklüğünde seyir etmişti. Bazı günler Yatına giderdi bir çocuk mutlu olmayı beklercesine oda orada öylece yatar ve içinden '' keşke iyileşsem '' der gibiydi..Sağ altta

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]

Atatürk'ün yanında onlarca emir kolu vardı. Atatürk'ün tek dayanakları onlardı. Kimse yanına koyulmazdı. Doktorları Atatürk'ü iyileştirmek için ellerinden geleni yapmışlardı...
Atatürk'ü geç teşhisten yolcu eden doktorlardan bahsediyoruz...
Ama onlarında ellerinden bir şey gelmiyordu. Belki de onu yolcu edenler doktorlar değildi?
Belki de Atatürk siroz denen o mendebur hastalıktan ölmemişti? İşte olay burada başlıyor ya!

Atatürk'ün Doktorları...
Atatürkün tedavisinde sorumlu olan doktorlar müdavi ve müşavir olmak kaydıyla 2 çeşite ayrılıyordu. Müdavi doktorları Prof Dr. Neşet Ömer İrdelp Prof Dr. Nigad Reşad Belgerdi. Müşavir doktorlarıda 5 hekimden oluşmaktaydı. Müdavi hekimler Atatürkün sağlık durumunu zamanı zamanına takip edenlerdi. Müşavirler ise Gerekli zamanlarda tedavi eden hekimlerdi.
Atatürk'ün Hastalığı...
Atatürk 1916 yılında Akciğer iltihabıyla yatağa düşüyor 1918'de böbrek rahatsızlığıyla hastalanıyor 1919'da Şişlideki evinde kulak ragatsızlığı baş gösteriyor. 1921 yılında Atatürkün sol yanağında çıban çıkıyor. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...] yılında Ata binerken 3 kaburgası kırılıyor. 1923 yılında bilindiği gibi ufak - tefek kalp rahatsızlıkları geçiriyor. 1936 Kasım ayında üşütme olayı geçiriyor. Asıl öldürücü hastalık 1936 Sonunda başlıyor...
Son dokuz saat... Koca bir tarih göçüyor bu diyardan...
10 Kasım [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...] Perşembe saat: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]'te sonda ile 140 cc'lik idrar boşaltıldı. Saat 0200'de yarım balon oksijen verildi. Saat [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]'te 1.cc'lik Huile de Camphree şırınga edildi. Saat 330'da koltuk altından ateşi alındı(Ateşi normaldi) Aralıklarla oksijen verimi devam etti. Saat 0625'te solunum yüzeyselleşti ve hırıltı azaldı. Saat 0745'te 377 cc nabız 124 olarak kaydedildi. Saat 8.00 glikozlu serum verildi. Saat 8.00'i geçerken Atatürk'ün yüzü daha da soldu. Sapsarı oldu. Ve birden gırtlağından '' Hi Hi Hi...'' diye sesler çıkmaya başladı. Bu sırada oradaki doktorlardan Kamil Berk gözleri yaşlı ve eli karyolaya dayalı olarak diğer elindeki ıslatılmış pamukla Atatürkün ağzına su verme çabasındaydı. Prof. Dr. Süreyya Hidayet ile Dr. Abravaya Marmaralı tabanla ilgili refleksleri kontrol etmektedit. Saat: 805'te 1 cc Huile Camphree ve 500 cc glikozlu serum yapıldı. Saat: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]'te toplar damar için 1/8mgr ouabaine şırınga edildi. Saat 830 da 500 cclik glikozlu serum tekrarlandı. Saat 0900... Nabız 130... soluk alıp verme 34...Atatürkün gözleri kapalı ğöğsü sık sık inip çıkmakta. Başta bulunduğu oda olmak üzere bütün dolmabahçe sarayı derin bir sessizlik içinde...
Saat 0905 Atatürk birden gözlerini açtı başını sert bir hareketle sağ tarafa çevirdikten sonra tekrar önceki durumuna getirdi. Son nöbet defterine şu yazıldı:
Saat: 0905 vefat etmişlerdir...
Hastalığın teşhisi nasıl yapıldı? Kim yaptı?
Atatürke ilk teşhisi koyan Prof. Dr. Nihat Reşat Belgerdir.
''Atatürk geceyi teram oteldeki apartmanında geçirdi. Ertesi sabah otelde kendine mahsus olarak yaptırılan banyo dairesine girdi ve beni çağırdılar. Şikayetlerini bana bildirdi. Kaşıntıya çare bulmasını istiyordu''
Doktor Atatürkü teşhis eder. Atatürk ''kaşınıyı buldunuzmu nedir?'' diye sorar. Doktor evet efendim. Kaşıntınızın tek nedeni karaciğer rahatsızlığıdır. Karaciğeriniz sertleşmiş ve biraz büyümüştür. Atatürk birden şaşkına döndü..Ama ne çare...Her doktor farklı teşhis koyuyordu. Kimine göre ise Karınca ısırmasıdır...
Atatürk gerçekten alkole bağlı sirozdan mı ölmüştür?
Bu konudaki en büyük eksiklik Atatürk otopsisinin yapılmamaış olmasıdır. Uzun yıllar görev yapan doktorlar bile bunun alkoldenmi olduğunu kestiremiyorlardı.
Atatürk'ün ölümüne yönelik iftiralar tümüyle deli saçmasıdır. Diğer iftira yalan uydurmalarında olduğu gibi ciddiye alınacak yanı yoktur.
Biz ana amaç olarak bu saçmalıklara yanıt vermeyi değil sözü edilen konularda bilgilendirmeyi esas alıyoruz. Kişiler; doğrularla gerçeklerle donatılsın ki bu saçmalara kapılmasın diyoruz. Atatürk tarafından bedava kazanç yolları kapatılan din tacirlerinin tabanı haline gelinmesin istiyoruz.



Bölüm 2

Atatürk'ün Ölümü Alkolden mi? (Bu bölüm diğerlerine oranla daha detaylıdır. Lütfen sıkılmadan okuyunuz)

Atatürk düşmanları Atatürk'ün ölümünü alkole bağlarlar içki içtiği için siroz hastalığına tutulduğunu ve içkiden öldüğünü işlerler. Amaçları; İslam dinine göre içilmemesi gereken alkollü içkiyi Atatürk'ün içtiğini dolayısıyla iyi insan olmadığına ve sonucunda da bunun karşılığını ölümle bulunduğuna inandırmak böylece Atatürk düşmanlığı yaratabilmektir.
Dinden geçinenler Atatürk düşmanlığı yaratmak için O'nun ölümünü bu şekilde işlerlerken diğer yurttaşlar da bilgi eksikliğinden ve bu konunun yeterince işlenmemesinden dolayı genelde bu şekilde; Atatürk alkolden ölmüştür şeklinde; bilirler. Bu nedenle konunun ayrıntılı ele alınması ihtiyacı vardır.

Atatürk'ün ölüm sebebi otopsi yapılmasına gerek olmadığına yönelik düzenlenen raporda şöyle belirtilir:
"... Atatürk'ün vefatına sebep olan müzmin karaciğer hastalığı 'cirrhose ascitogene' tabii seyrinde devam ederek karaciğer büyük kifayetsizliğine bağlı derin koma ile husule geldiği ittifakla tesbit edilmiş(tir)..."(karın içinde sıvı asit toplanması)
Ölüm raporunda ise hastalığın teşhisi şöyledir:
"... hastalığın bir '[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]' olduğu tesbit edilmiştir..."(alkolle ilişkili karaciğer iltihabı)
Birinci raporda ölümün "cirrhose ascitogene" (karın içinde sıvı asit toplanması)'ndan meydana geldiği; ikinci raporda da hastalığın "hepatite sclerocongestive ethylique" (alkolle ilişkili karaciğer iltihabı) olduğu belirtilmektedir. İkinci raporda siroz hastalığı alkolle ilişkilendirilmektedir. Ölüm raporunda böyle denilince ölümün alkolle ilişkilendirilmesi yaygın kanı haline gelmiştir. Oysa bugün tıbbın ulaştığı düzey içinde konunun uzmanları biobsi yapılmadan bazı tıbbi tahliller yapılmadan böyle bir kanıya varılamayacağı görüşündedirler. Ayrıca siroz alkolden de olmuş olabilir sirozu meydana getiren diğer nedenlerle de olmuş olabilir; bugün bu konuda kesin bir yargıya varmak mümkün değildir; bir karar spekülasyon olur; kanısındadırlar.
Atatürk'e biopsi yapılmamış otopsi de yapılmamıştır. Sirozun nedenini belirlemek için bugün gerekli görülen tahliller o günlerde bilinmemektedir.
O halde sirozu alkole bağlama tamamen siroz konusundaki genel bilgiden ve Atatürk'ün alkol almasından yola çıkılarak yapılan varsayımdan kaynaklanmaktadır. Yani tıbbi bir sonuç değildir sadece gerekli tıbbi tahliller yapılmadan varılan bir sanıdır.
Bunun bir sanı olduğunu karar olmadığını bu konuda ölümünden önce de değişik görüşlerin ortaya çıkmış olduğunu 3 Ağustos 1938 tarihli bir konsültasyon raporunda görüyoruz. Raporun konuyla ilgili maddeleri:
"1. Atatürk'te bir siroz vardır. Asit yapmış biraz süb-ikter (gözde sarılık) meydana getirmiştir.
2. Bunun esaslı nedeni alkoldür.
3. Evvelden Atatürk'ün çektiği malaryanın
(sıtma ki Atatürk 2 kez sıtma geçirir) bir tesiri olmadığını katiyetle (kesinlikle) söylemek mümkün değildir...
6... Eppinger'in (yabancı doktor) hepatit sirozu cay-ı sualdir (tartışmaya değerdir)"
Görüldüğü gibi sadece bir raporda sirozun nedeni üzerine 3 ayrı görüş var. Birinci görüş alkolden ikinci görüş sıtmadan üçüncü görüş hepatit virüslerinden.
Atatürk'ün hastalığını konu alan kaynakların incelenmesinden Türk doktorlarının sirozu alkole bağladıkları yabancı doktorların ise konuya farklı yaklaştıkları görülmektedir. Yabancı doktorların iki ayrı yaklaşımını [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...] Ağustos 1938 tarihli konsültasyon raporunda gördük. Şimdi bir başkasını verelim.
Atatürk'ün muayene ve tedavisi için dört kez getirilen Fransız Prof. Dr. Fissenger ise şöyle diyor:
"Bu hastalığın sırf içkiden geldiği yolundaki düşünce doğru değildir. Benim Fas Tunus ve Cezayir'den gelen birçok müslüman hastalarım var ki ömürlerinde ağızlarına herhangi ispirtolu bir içki koymamışlardır Dolayısıyla hastalığın daha başka ve önemli sebepleri olduğunu kabul etmek lazımdır. Bence bunlar arasında özellikle dengesiz beslenme tarzı ve devamlı kabızlık gibi sebepler başlı başına yer tutmaktadırlar"
Bu açıklamadan sonra daha önce üç olan siroz nedeni aynı hasta için 4'e çıkıyor; alkol sıtma hepatit virüslerinin yanına bir de dengesiz beslenme ekleniyor.
Hastalık nedeni bunlardan hangisi veya hangileridir? Bu konuda zamanında bir tıbbi inceleme yapılmadığı için bugün söylenecek her şey havada kalacaktır. Tıbbi bir dayanağı olmayacaktır. Bu nedenle ölüm raporundasirozun alkolle ilişkilendirilmesini bir varsayım olarak görmüştük.
Klinik tanı alanındaki bu belirsizlikler nedeniyle Atatürk gibi bir kişiye ölümünden sonra otopsi yapılarak kesin bir teşhis konmaması bugün bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Günümüzdeki tıp karaciğer sirozunun pek çok nedeninin yanında başlıca sebebinin dengesiz beslenme olduğunu ve alkollü içkilerin o da bazı hastalarda sadece hastalığı hızlandırdığını ortaya koymuştur.
Bu bilgiler doğrultusunda konuyu irdeleyelim. Atatürk'ün siroz hastalığına sebep olarak gösterilen dört ayrı nedenin dördü de Atatürk'te vardır.
Sıtma: İki kez sıtmaya tutulur. Biri çocukluğunda biri Mayıs 1919'da Samsun'da.
Hepatit virüsleri: Daha çok diş tedavisi sırasında kapıldığı bilinir. Atatürk; birçok diş tedavisi yaptırmış diş çektirmiş üç altın diş taktırmış ve sonunda üst damak protezi yaptırmış bir kişidir. Bunların birisinde hepatit virüsü kapma olasılığı o günkü koşulları düşündüğümüzde çok yüksektir.
Dengesiz beslenme: Atatürk askeri yaşamında özellikle 12 yıllık savaş ortamındaki yaşamında bulduğunu yemiş ve buldukça yemiştir. Cumhurbaşkanlığı döneminde de disiplinli yemek düzeni yoktur. Sabah kahvaltısı yapmaz yalnız bir kahve ile sigara içer. Öğleyin çoğu kez yemek yerine sadece bir dilim ekmekle ayran veya limonata içer. Akşam yemeğini düzenli yer. Ancak dengeli beslenmiş olduğunu söylemek zordur.
Alkollü içki: İçki içer. Gündüz içmez akşam sofralarında küçük rakının (35 cl.) yarısını içer sürekli içici değildir ciddi konuların görüşüleceği sofralarda ve önemli devlet işlerinin yürütüldüğü günlerde içmez.
Bu durumda siroz nedeni bunlardan hangisidir? Sıtma mı hepatit virüsleri mi dengesiz beslenme mi alkol mü? Yoksa dördü de birden mi? Bugün için sirozun gerçek nedenine ulaşmak pek mümkün görülmüyor.
Dolayısıyla Atatürk'ün ölümü alkolden olmuştur demek doğru değildir gerçekçi değildir. Atatürk'ün ölümü sirozdandır ama siroz nedeni alkol değildir. Nedenini bir tıp adamının görüşü ile açıklamayalım.
Prof. Dr. Utkan Kocatürk'ün Görüşü:
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...]. Dr. Kocatürk Kaynakçalı Atatürk Günlüğü'nün son baskısında konumuzla ilgili bilinmeyen bir raporu ortaya çıkarır ve orijinalini de verir. Rapor 08 Eylül 1938 tarihli; Dr. Nihat Reşat Belger Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp ve Prof. Dr. Fiessinger tarafından düzenlenmiştir.
Prof. Dr. Kocatürk raporda iki cümleye dikkat çeker ve bir tıp adamı olarak bunların yorumunu yapar.
Raporda ön plana çıkarılan cümleler:
"... Bu vakada 'Laennec' tipinde bir skleröz hepatit söz konusu olamaz. Fakat söz konusu olan 'Hanot ve Gilbert' tipinde bir hipertrofi şeklidir."
"Prof. Dr. Fiessinger söz konusu rapora ayrıca şu notu koymuştur:
'Teşhis Mart ayında formüle edilen teşhistir: Hepatite Sclereuse hypertrophique type Hanot et Gilbert'."

Prof. Dr. Kocatürk'ün yorumu:
"Bugüne kadar bilinmeyen bu rapor Atatürk'e 07 Eylül 1938'de yapılan karın ponksiyonundan (su alınması) bir gün sonraki muayene bulgularına dayanılarak düzenlenmişti. Karaciğerin küçülmeyip yine Mart ayındaki muayenede belirlenen büyüklüğü koruması ve üzerinin pürtüksüz oluşu Prof. Dr. Neşet Ömer (İrdelp) ile Dr. Nihat Reşat Belger'i de alkole bağlı atrofik siroz tanısından bir ölçüde uzaklaştırıp Prof. Dr. Fiessinger'in ileri sürdüğü hipertrofik siroz tanısını kabule yönelttiği anlaşılıyor. Tıp dilinde 'Laennec tipi skleröz hepatit' alkole bağlı siroz demektir; 'Hanot ve Gilbert tipi skleröz hipertrofik hepatit' ise safra yollarındaki kronik tıkanma sonucu gelişen siroz (biliyer siroz) anlamını taşır.

Prof. Dr. Fiessinger söz konusu rapora özel olarak kaydettiği notta 'Teşhis Mart ayında formüle edilen teşhistir: Hanot ve Gilbert tipi skleröz hipertrofik hepatit' ifadesine yer verdiğine göre Mart ayındaki ilk teşhisinde de Atatürk'teki siroz şeklinin alkole bağlı olmadığını düşündüğünü göstermektedir.
Prof. Dr. Fiessinger'in gerek Mart ayındaki muayenesinde gerekse 08 Eylül 1938 tarihli raporda yer alan bu tanısına rağmen sürekli ve danışman hekimler tarafından 10 Kasım 1938 tarihinde düzenlenen 'Atatürk'ün Ölüm Raporu'nda mevcut sirozun alkole bağlı bulunduğunu ve Prof. Dr. Fiessinger'in de bu görüşte olduğunu(!) belirtmek üzere '... Mart başlarında Paris'ten çağrılan Prof. Dr. Fiessinger ile Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp arasında Ankara'da bir tıbbi danışma daha yapılarak büyük bir karaciğer ve büyükçe bir dalak bir kere daha müşahade edilmiş ve aynı teşhis konularak hastalığın bir 'hepatite sclerocongestive ethylique' olduğu cümlesine yer verilmiştir."
Prof. Dr. Kocatürk bu yorumunda Türk hekimlerince düzenlenen [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. ÜYE OLMAK iCiN TIKLAYIN...] tarihli "Ölüm Raporu"nda sirozun alkole bağlı olduğu tanısına Prof. Dr. Fiessinger'in de ortak edilmesini nazik şekilde haklı olarak eleştiriyor. Ortaya koyduğu rapor ve yaptığı yorum ile sirozun alkole dayalı olmadığını açıklığa kavuşturuyor.
Kendileri ile yaptığım görüşmede edindiğim bir bilgi ile konuyu sonuçlandıralım. "Alkole bağlı sirozda karaciğer küçülür diğer nedenlere bağlı sirozda karaciğer büyür ve büyüklüğünü korur." Atatürk'ün ilk muayene raporlarında ciğerin büyüdüğü son raporlarda 08 Eylül tarihli raporda olduğu gibi ciğerin büyüklüğünü sürdürdüğü küçülmediği belirtilmektedir.


Dolayısıyla Atatürk'ün sirozu alkole bağlı bir siroz değildir. Çünkü karaciğeri büyümüştür. Ölümü sirozdandır ama sirozu alkolden değildir. Ölümü alkolden olmamıştır.


Bu bölüme kadar Atatürk'ün ölümü üzerine konuştuk neden öldü neydi hastalığı detaylarıyla verdik. Peki Atatürk ya öldürülmek istendiyse... Kesinleşen tek şey Atatürkün alkolden ölmediğidir!
Sır perdesini şimdi aralıyoruz...




Bölüm 3

Bu etkileşimimin kaynağı Ogün Deli'nin yazmış olduğu Agoni isimli kitaptan alınmıştır.</span>






Alıntıdır

GENERAL Nickli Üyenin Son 5 Konusu
Konu Forum Son Cevaplayan Cevaplar Gösterim Cevap Tarihi
MSN Recorder Max 4.3.3.8 2011 Full Genel Programlar Sound The Rock 2 321 03-07-11 16:20
TrustPort USB Antivirus 2011 11.0.0.4621 ML-Full Antivirüs & Güvenlik GENERAL 0 279 03-07-11 16:19
Jet Storm: Modern Dogfights Oyunu Oyun Genel IDeLeSaNDRoI 3 245 12-06-11 11:50
Dungeon Siege III Oyunu Oyun Genel IDeLeSaNDRoI 2 221 12-06-11 11:49
Hugo Tropik Ada 2 Oyun Genel Sound The Rock 3 1413 12-06-11 11:48

FoRuMeXe.CoM'a Hoşgeldiniz ...!

Forumexe.com Ziyaretçisi; Sitemizden faydalanmak için TIKLAYINIZ
Üye Olursanız Bu Yazılar ile Karşılaşmayacaksınız.. Üye Olmak İçin TIKLAYIN

Kapatmak için Tıklayınız.!


Yeni Konu Aç Konuyu Cevapla

Konu Araçları
Gösterim Biçimleri


Benzer Konular : ATATÜRK Nasıl Öldürüldü ?
HAKKARİ'de 10 Şehit! 12 terörist öldürüldü
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinin Gediktepe mevkiinde karakola saldırı düzenleyen teröristler 8 askeri şehit etti. 14 asker yaralandı. Ardından ...
Anne-kız öldürüldü
Anne-kız öldürüldü Kastamonu'nun Devrekani İlçesi'ne bağlı Balabanlar Köyü'nde meydana gelen olayda, anne- kız 2 kişi öldürüldü, iki kişi ise...
Eski Ülkü Ocakları Başkanı öldürüldü
Eski İstanbul Eyüp Ülkü Ocakları Başkanı Zülfü Açıkses, otomobille giderken uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Haberin Devamı...
Vali Recep Yazıcıoğlu öldürüldü mü?
Sıradışı fikirleri ve enerjisiyle "Süper Vali" olarak tanınan Vali Recep Yazıcıoğlu, 2 Eylül 2003'te Eskişehir-Ankara yolunda geçirdiği trafik...
Yeşil gözleri oyularak öldürüldü
Savcılık yaptığı dönemde İzmir'in Ödemiş İlçesi yakınlarında bulduğu kimliği belli olmasın diye el ve ayak derileri yüzülmüş, gözleri oyulmuş bir...

Yasal Uyarı!
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız buradan bize bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to here

Reklam vermek için bize buradan ulaşabilirsiniz.


Forum yazılımı ve sürümü Günün Sözü
Tema Yapımcısı By Çileke$ | Grafiker ramazan12345 |
Yapımcı vBulletin® Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.6.0 | Paylaşmayı Seven Dostların Mekanı