20
EXE RANK
OttoMaNs* ;яeiz
Fexe Kullanıcısı
Puanları
0
Çözümler
0
- Katılım
- 20 Şub 2011
- Mesajlar
- 32,869
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 0
- Yaş
- 37
- Web sitesi
- www.netbilgini.com
ÖĞRETMEN — Günaydın çocuklar.
ÇOCUKLAR — Sağol.
ÖĞRETMEN — Bugün 29 Ekim değil mi?
ÇOCUKLAR — Evet öğretmenim.
ÖĞRETMEN — Bugünün ne olduğunu bilen var mı?
ÇOCUKLAR — Biliyoruz,biliyoruz.
ÖĞRETMEN — Bilenler ellerini kaldırsın.
(Hepsi birden ellerini kaldırır.)
ÖĞRETMEN — Söyle bakalım İsmail,bugün ne günüdür?
İSMAİL — Atatürk’ün doğduğu gün.
ÖĞRETMEN — Sen söyle Emine.
EMİNE — Cumhuriyet’in ilân edildiği gün.
ÖĞRETMEN — Doğru! Öyle ise İsmail bilemedi.
ÇOCUKLAR — Bilemedi,bilemedi.
İSMAİL — Bildim…Atatürk doğmasaydı bugün olur muydu?
ÖĞRETMEN — Varol İsmail…Bu buluşun çok güzel.Nasıl çocuklar güzel değil mi İsmail’in cevabı?
ÇOCUKLAR — Güzel,güzel,çok güzel.
ÖĞRETMEN — Hep beraber söyleyin bakayım bugün ne günü?
ÇOCUKLAR — Cumhuriyet’in ilân edildiği gün.
ÖĞRETMEN — Cumhuriyet’ten önce ne vardı?Bunu bilen var mı içinizde?
(Birkaç çocuk ellerini kaldırır.)
ÖĞRETMEN — Söyle bakalım sen Hacı.
HACI — Padişahlık varmış.
ÖĞRETMEN — Ne imiş o padişahlık?
HACI — Padişah denilen bir adam varmış. Sarayı varmış,hiç bu saraydan dışarı çıkmazmış,millete yüzünü göstermezmiş,bütün memleket sanki bu saraymış.Sonra bir gün düşmanlar memleketi basmışlar.Padişah da sarayını kurtarmak için memleketi yabancılara satmak istemiş.Millet buna kızmış.Atatürk milletin başına geçmiş,düşmanları bir güzel pataklamış,memleketten kovmuş,memleketi satmak isteyen padişahın da kulağından tutup memleketten dışarı atıvermiş.
ÖĞRETMEN — Aferin Hacı,kaç yıl önce oldu bu işler?
ÇOCUKLAR — 81 yıl önce.
ÖĞRETMEN — Demek ki,cumhuriyet 81 yıl önce 29 Ekim günü ilân edilmiş.Peki cumhuriyet ne demektir?Bunu bilen var mı?
ÖĞRETMEN — Sen söyle Yasin
YASİN — Cumhuriyet demek,padişahı kovmak demektir.
ÖĞRETMEN — Peki.Hanife sen de bir şeyler söylemek istiyorsun galiba…Söyle bakayım.
HANİFE — Cumhuriyet demek,milletin kendi kendisini idare etmesi demektir.
ÖĞRETMEN — Aferin.Atatürk’ü bilen var mı içimizde?
ÇOCUKLAR — Var,var,var…
ÖĞRETMEN — Hilmi,sen Atatürk’ü anlat bakayım?
HİLMİ — 13 Mart 1881’de Selânik’te doğdu,ama kendisi doğum gününü soranlara 19 Mayıs demiştir.Bu yüzden doğum günü 19 Mayıs olarak kabul edilir.10 Kasım 1938’de İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etti.Millete çok hizmet etti.Biz ona Atatürk yani Türklerin en büyüğü diyoruz.
ÖĞRETMEN — Seda,sen bu konuda neler biliyorsun?
SEDA — Babam dedi ki,eskiden okumak yazmak çok zormuş.Şimdi çok kolaymış.
ÖĞRETMEN — Çocuklar!Hiç size analarınız,babalarınız eski zaman mekteplerinden söz ettiler mi?
SEDA — Eskiden yıllarca mektebe giderlermiş de yine doğru dürüst okumasını,yazmasını bir türlü öğrenemezlermiş.
ÖĞRETMEN — Acaba neden böyle imiş?
SEDA — Babam söyledi,ama pek iyi anlayamadım.Başka türlü harfler mi varmış neymiş?
ÇOCUKLAR — A…A…A…
ÖĞRETMEN — Şaştınız kaldınız demek bu işe.Başka türlü harf de olur mu hiç?
SEDA — Ne bileyim babam öyle söyledi.
ÖĞRETMEN — Babanın hakkı var.Eskiden Türkçe’yi Arap harfleriyle yazardık.
ÇOCUKLAR — (Gülerler.) Arap…Arap…
ÖĞRETMEN — Ya…Şimdi gülüyorsunuz…Arap harflerinden bize ne değil mi?Bu Arap harfleri kargacık burgacık şeylerdi.Hem de ters yazılırdı.
ÇOCUKLAR — Nasıl ters?
ÖĞRETMEN — Şimdi soldan sağa doğru yazıyoruz değil mi?
ÇOCUKLAR — Evet,evet.
ÖĞRETMEN — Halbuki Arap harfleriyle sağdan sola doğru yazılırdı.
(Çocuklar yine gülerler.Sefa parmağını kaldırır.)
ÖĞRETMEN — Ne var Sefa?
SEFA — Bizim evde bir bacı kadın var.
ÖĞRETMEN — Eeee…
SEFA — Bu bacı kadın eskiden okumasını yazmasını bilmezmiş.Çocukken bir türli kafası almamış,o Arap harflerini…Şimdi her gün babamın gazetesini okuyor.
ÖĞRETMEN — Nasıl olmuş bu iş?
SEFA — Gece mektebine gitmiş,okumayı kolaycacık öğrenivermiş.Şimdi bu işi yapanlara gece-gündüz dua ediyor.Çorum’da bir oğlu var,ona mektup bile yazıyor.
ÖĞRETMEN — Demek sizin bacı kadın bile harfleri öğrenmiş,hem okuyor,hem yazıyor.
SEFA — Okuma yarışında beni solda sıfır bırakıyor öğretmenim.Beni imtihan bile ediyor.Okulda siz,evde bacı kadın,sınav,sınav,sınav…Bıktım valla benim de bir canım var,herhalde.
(Çocuklar gülüşürler.)
ÖĞRETMEN — Aferin,o bacı kadına…Bacı kadının hakkı var.Onun gibi Arap harflerini öğrenemeyenler çoktu.Okur yazarlar azdı.Şimdi harflerimizi kolaycacık herkes öğreniyor.Başka eski zaman mektepleri hakkında neler biliyorsunuz?
(Çocuklar ellerini kaldırır.)
ÖĞRETMEN — Cihan?
CİHAN — Eski zaman okullarında çocukları falakaya çekerlermiş,şimdi de sıra dayağına…
(Çocuklar gülerler.)
ÖĞRETMEN — Nereden biliyorsun bunu?
CİHAN — Bir gün şinnedim,yaramazlık yaptım da annem kızdı,seni okulda falakaya çekmeli dedi.
ÖĞRETMEN — Ne imiş o falaka?
CİHAN — Ama olmaz ki,siz de hep bana soruyorsunuz,öğretmen ben miyim yoksa?Ben de anlamadım da sordum anneme.Annem de öğretmenine sor (bilgi yelpazesi.net) dedi.Şimdi ben soruyorum size,falaka nedir?
ÖĞRETMEN — Ya eskiden senin gibi dersine çalışmayan,yaramazlık yapan çocukları okullarda falakaya çekerlermiş.Yani çıplak ayaklarını bir ipe bağlar,değnekle tabanına vururlarmış.O kadar vururlarmış ki,ayaklar şişermiş ve çocuklar yürüyemezlermiş…..
CİHAN — Ariiiiiiii…..
ÇOCUKLAR — Ne fena,ne fena…
ÖĞRETMEN — Neden fena bakayım Emine?
EMİNE — O zamanın çocukları hayvan mıymış?
(Çocuklar gülerler.)
ÖĞRETMEN — Bu hayvana bile yapılmaz çocuklar…Başka,başka eski zaman okullarından ne biliyorsunuz?
YASİN— Oyun yasakmış.
(Çocuklar güler.)
ÖĞRETMEN — Kim söyledi sana?
ÇOCUKLAR — Sağol.
ÖĞRETMEN — Bugün 29 Ekim değil mi?
ÇOCUKLAR — Evet öğretmenim.
ÖĞRETMEN — Bugünün ne olduğunu bilen var mı?
ÇOCUKLAR — Biliyoruz,biliyoruz.
ÖĞRETMEN — Bilenler ellerini kaldırsın.
(Hepsi birden ellerini kaldırır.)
ÖĞRETMEN — Söyle bakalım İsmail,bugün ne günüdür?
İSMAİL — Atatürk’ün doğduğu gün.
ÖĞRETMEN — Sen söyle Emine.
EMİNE — Cumhuriyet’in ilân edildiği gün.
ÖĞRETMEN — Doğru! Öyle ise İsmail bilemedi.
ÇOCUKLAR — Bilemedi,bilemedi.
İSMAİL — Bildim…Atatürk doğmasaydı bugün olur muydu?
ÖĞRETMEN — Varol İsmail…Bu buluşun çok güzel.Nasıl çocuklar güzel değil mi İsmail’in cevabı?
ÇOCUKLAR — Güzel,güzel,çok güzel.
ÖĞRETMEN — Hep beraber söyleyin bakayım bugün ne günü?
ÇOCUKLAR — Cumhuriyet’in ilân edildiği gün.
ÖĞRETMEN — Cumhuriyet’ten önce ne vardı?Bunu bilen var mı içinizde?
(Birkaç çocuk ellerini kaldırır.)
ÖĞRETMEN — Söyle bakalım sen Hacı.
HACI — Padişahlık varmış.
ÖĞRETMEN — Ne imiş o padişahlık?
HACI — Padişah denilen bir adam varmış. Sarayı varmış,hiç bu saraydan dışarı çıkmazmış,millete yüzünü göstermezmiş,bütün memleket sanki bu saraymış.Sonra bir gün düşmanlar memleketi basmışlar.Padişah da sarayını kurtarmak için memleketi yabancılara satmak istemiş.Millet buna kızmış.Atatürk milletin başına geçmiş,düşmanları bir güzel pataklamış,memleketten kovmuş,memleketi satmak isteyen padişahın da kulağından tutup memleketten dışarı atıvermiş.
ÖĞRETMEN — Aferin Hacı,kaç yıl önce oldu bu işler?
ÇOCUKLAR — 81 yıl önce.
ÖĞRETMEN — Demek ki,cumhuriyet 81 yıl önce 29 Ekim günü ilân edilmiş.Peki cumhuriyet ne demektir?Bunu bilen var mı?
ÖĞRETMEN — Sen söyle Yasin
YASİN — Cumhuriyet demek,padişahı kovmak demektir.
ÖĞRETMEN — Peki.Hanife sen de bir şeyler söylemek istiyorsun galiba…Söyle bakayım.
HANİFE — Cumhuriyet demek,milletin kendi kendisini idare etmesi demektir.
ÖĞRETMEN — Aferin.Atatürk’ü bilen var mı içimizde?
ÇOCUKLAR — Var,var,var…
ÖĞRETMEN — Hilmi,sen Atatürk’ü anlat bakayım?
HİLMİ — 13 Mart 1881’de Selânik’te doğdu,ama kendisi doğum gününü soranlara 19 Mayıs demiştir.Bu yüzden doğum günü 19 Mayıs olarak kabul edilir.10 Kasım 1938’de İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etti.Millete çok hizmet etti.Biz ona Atatürk yani Türklerin en büyüğü diyoruz.
ÖĞRETMEN — Seda,sen bu konuda neler biliyorsun?
SEDA — Babam dedi ki,eskiden okumak yazmak çok zormuş.Şimdi çok kolaymış.
ÖĞRETMEN — Çocuklar!Hiç size analarınız,babalarınız eski zaman mekteplerinden söz ettiler mi?
SEDA — Eskiden yıllarca mektebe giderlermiş de yine doğru dürüst okumasını,yazmasını bir türlü öğrenemezlermiş.
ÖĞRETMEN — Acaba neden böyle imiş?
SEDA — Babam söyledi,ama pek iyi anlayamadım.Başka türlü harfler mi varmış neymiş?
ÇOCUKLAR — A…A…A…
ÖĞRETMEN — Şaştınız kaldınız demek bu işe.Başka türlü harf de olur mu hiç?
SEDA — Ne bileyim babam öyle söyledi.
ÖĞRETMEN — Babanın hakkı var.Eskiden Türkçe’yi Arap harfleriyle yazardık.
ÇOCUKLAR — (Gülerler.) Arap…Arap…
ÖĞRETMEN — Ya…Şimdi gülüyorsunuz…Arap harflerinden bize ne değil mi?Bu Arap harfleri kargacık burgacık şeylerdi.Hem de ters yazılırdı.
ÇOCUKLAR — Nasıl ters?
ÖĞRETMEN — Şimdi soldan sağa doğru yazıyoruz değil mi?
ÇOCUKLAR — Evet,evet.
ÖĞRETMEN — Halbuki Arap harfleriyle sağdan sola doğru yazılırdı.
(Çocuklar yine gülerler.Sefa parmağını kaldırır.)
ÖĞRETMEN — Ne var Sefa?
SEFA — Bizim evde bir bacı kadın var.
ÖĞRETMEN — Eeee…
SEFA — Bu bacı kadın eskiden okumasını yazmasını bilmezmiş.Çocukken bir türli kafası almamış,o Arap harflerini…Şimdi her gün babamın gazetesini okuyor.
ÖĞRETMEN — Nasıl olmuş bu iş?
SEFA — Gece mektebine gitmiş,okumayı kolaycacık öğrenivermiş.Şimdi bu işi yapanlara gece-gündüz dua ediyor.Çorum’da bir oğlu var,ona mektup bile yazıyor.
ÖĞRETMEN — Demek sizin bacı kadın bile harfleri öğrenmiş,hem okuyor,hem yazıyor.
SEFA — Okuma yarışında beni solda sıfır bırakıyor öğretmenim.Beni imtihan bile ediyor.Okulda siz,evde bacı kadın,sınav,sınav,sınav…Bıktım valla benim de bir canım var,herhalde.
(Çocuklar gülüşürler.)
ÖĞRETMEN — Aferin,o bacı kadına…Bacı kadının hakkı var.Onun gibi Arap harflerini öğrenemeyenler çoktu.Okur yazarlar azdı.Şimdi harflerimizi kolaycacık herkes öğreniyor.Başka eski zaman mektepleri hakkında neler biliyorsunuz?
(Çocuklar ellerini kaldırır.)
ÖĞRETMEN — Cihan?
CİHAN — Eski zaman okullarında çocukları falakaya çekerlermiş,şimdi de sıra dayağına…
(Çocuklar gülerler.)
ÖĞRETMEN — Nereden biliyorsun bunu?
CİHAN — Bir gün şinnedim,yaramazlık yaptım da annem kızdı,seni okulda falakaya çekmeli dedi.
ÖĞRETMEN — Ne imiş o falaka?
CİHAN — Ama olmaz ki,siz de hep bana soruyorsunuz,öğretmen ben miyim yoksa?Ben de anlamadım da sordum anneme.Annem de öğretmenine sor (bilgi yelpazesi.net) dedi.Şimdi ben soruyorum size,falaka nedir?
ÖĞRETMEN — Ya eskiden senin gibi dersine çalışmayan,yaramazlık yapan çocukları okullarda falakaya çekerlermiş.Yani çıplak ayaklarını bir ipe bağlar,değnekle tabanına vururlarmış.O kadar vururlarmış ki,ayaklar şişermiş ve çocuklar yürüyemezlermiş…..
CİHAN — Ariiiiiiii…..
ÇOCUKLAR — Ne fena,ne fena…
ÖĞRETMEN — Neden fena bakayım Emine?
EMİNE — O zamanın çocukları hayvan mıymış?
(Çocuklar gülerler.)
ÖĞRETMEN — Bu hayvana bile yapılmaz çocuklar…Başka,başka eski zaman okullarından ne biliyorsunuz?
YASİN— Oyun yasakmış.
(Çocuklar güler.)
ÖĞRETMEN — Kim söyledi sana?