Pir Sultan Abdal Şiirleri

Mümin müslim devşirir de cem olur,
Anda sınık yaralara em olur.
Kara taş erir de safi gem olur,
 
Ben de şu dünyaya geldim giderim
Kalsın benim davam divana kalsın
Muhammed Ali'dir benim vekilim
Kalsın benim davam divana kalsın
 
Yorulan yorulsun ben yorulmazam
Derviş makamından ben ayrılmazam
Dünya kadısından ben sorulmazam
Kalsın benim davam divana kalsın
 
Ben de vekil ettim Bari Hüda'mı
O da kulu gibi zulüm ede mi
Orda söyletirler bir bir adamı
Kalsın benim davam divana kalsın
 
Mümin müslim düşürür de cem olur
Anda sınık yaralara em olur
Kara taş erir de safi mum olur
Kalsın benim davam divana kalsın
 
Pir Sultan Abdal'ım dünya kovandır
Gitti adil beyler kalan avamdır
Muhammed divanı ulu divandır
Kalsın benim davam divana kalsın
 
Ben dervişim diye göğsün gerersin
Hakk'ı zikretmeye dilin var mıdır
Sen kendini görsene ilden n'ararsın
Hâli hâl etmeye hâlin var mıdır
 
Birgün balık gibi ağa sararlar
Mürşidinden rehberinden sorarlar
Tütsü yakıp köşe köşe ararlar
Ben arıyım dersin balın var mıdır
 
Dertli olmayanlar derde yanar mı
Tahkik derviş ikrarından döner mı
Her bir uçan gül dalına konar mı
Ben bülbülüm dersin gülün var mıdır
 
Pîr Sultan'im senin derdin deşilmez
Derdi olmayanlar derde düş olmaz
Mürşidsiz rehbersiz yollar asılmaz
Mürşid eteğinde elin var mıdır
 
Ben dervişim dersin dava kılarsın,
Hakk’ı zikretmeye dilin var mıdır?
Kendini gör, elde sen ne ararsın?
Hâlâ hâl etmeğe hâlin var mıdır?
 
Dertli olmayanlar derde yanar mı?
Sâdık derviş ikrârından döner mi?
Dertsiz bülbül gül dalına konar mı?
Ben bülbülüm dersin, gülün var mıdır?
 
Bir gün balık gibi ağa sararlar,
Mürşitten rehberden haber sorarlar.
Tütsü yakıp köşe köşe ararlar,
Ben arıyım dersin, balın var mıdır?
 
Mürşit huzurunda dâra durmağa,
Dâra durup Hakk’a boyun vermeğe,
Muhabbetten geçip hırka giymeğe,
Çar pâreden derviş şalın var mıdır?
 
Pir Sultan'ım senin derdin deşilmez,
Derdi olmayanlar derde düş olmaz.
Mürşitsiz rehbersiz yollar açılmaz,
Mürşit eteğinde elin var mıdır?
 
Ben hocamdan böyle aldım dersimi,
Okur idim elif diye, be diye.
Kimse bilmez şu cihanın harfinden,
Ta ezelden çağırırım Hû diye.
 
Oğul ıssız iken, üzüm çoğ iken,
Davut sofra iken, bıçak yoğ iken,
İsmal'e inen kurban sağ iken,
Kime dedi şu lokmayı ye diye?
 
Kimi azarlayıp, kimi kakıdır,
Kimine ders verir, kimin okutur.
Kime dedi meydan kimin hakkıdır?
Kime dedi şu meydanı yu diye?
 
Fatma Ana Şah Ali'nin gelini,
Miraç'a inerken öptü elini.
Haksızlara koklatmazdı gülünü,
Muhamed'in bergüzarı bu diye
 
Pir Sultan'ım şunda bir dolu içti,
İçti o doluyu serinden geçti.
Aşkın ateşine yandı tutuştu,
Kemiğim hâl oldu, ilik su diye.
 
Geri
Üst