Pir Sultan Abdal Şiirleri

Pir Sultan edelim Yezit'e lanet
Mürşidin eteğin tutmuşuz elbet
Ali evladına okuruz rahmet
Şah'ımın cemalin görmeğe geldik
 
Bağdat'ı Bağdat'ı şirin Bağdat'ı,
İbtida binasın kuran kim idi?
On'ki imam koydu mihrap taşını,
Onun duasını eden kim idi?
 
Bağdat'ın yaylasın bile yayladı,
İndi aşkın deryasını boyladı.
İki cihan Fahri dua eyledi,
Allah Allah deyip duran kim idi?
 
Yapıcılar gelir yapı yapmaya,
Yapıp yapısını tamam etmeye.
Şirin Bağdat seni seyran etmeye,
Nurdan kandil ile inen kim idi?
 
Uçurdum kuşumu uçan kuş ilen,
Gözlerim de doldu kanlı yaş ilen.
Üç yüz altmış altı pir devriş ilen,
Bağdat'ı Şeydullah eden kim idi?
 
Pir Sultan'ım, var mı sözün hatası?
Öldür hırsı nefsin Hakk'a yetesi.
İsmail'e inen koçun atası,
Kurt donunda alıp giden kim idi?
 
Bakmaz mısın yeryüzünde bostana?
Özün türab etmiş kendi mestane.
Burda alçak olan orda üstüne,
Gel gönül topraktan alçak olalım.
 
Alçaklık dediğin bir iyi şeydir,
Erden, evliyadan kalma bir huydur.
Toprağı sorarsan atası nurdur,
Gel gönül topraktan alçak olalım.
 
Toprak iyi dedi Hak onu övdü,
Erenle evliya topraktan geldi.
Kulunun nasibin topraktan verdi,
Gel gönül topraktan alçak olalım.
 
Uzayan ağaçlar göğe değmedi,
İblis benlik ile menzil almadı.
Topraktan gayrıya nazar kalmadı,
Gel gönül topraktan alçak olalım.
 
Pir Sultan'ım, topraktandır nazarım,
Elim alıp aşk kitabın yazarım.
Ne ararım dağda taşta gezerim,
Gel gönül topraktan alçak olalım.
 
Bana bir yar olsa gönül verdiğim,
Çıksa bari yüreğimden bu acı.
Yaresin bekleyip ahdın güttüğüm,
Bulunsa bir sınık yare sarıcı.
 
Yarinden ayrılan hiç gülmez imiş,
Akar çeşmi yaşı, silinmez imiş.
Kişinin dediği olunmaz imiş,
Salar imiş her yanına salıcı.
 
Aşk elinden ciğerciğim delindi,
Gönlün kal dediği yerde kalındı,
Her nerede olsa bize bulundu,
Gıybet edip yüzümüze gülücü.
 
Nice bezirganlar kondu bu hana,
Dünya baki değil sultana hana.
Bir kalleş yar ile girme meydana,
Erin ere doğru gerek kılıcı.
 
Pir Sultan Abdal'ım, çoştum giderim,
Bir kuru kavgayı sürüp n'iderim?
Yiyelim, içelim, sohbet edelim,
Gelir bir gün emanetin alıcı.
 
Bana gül diyorlar, neme güleyim?
Ağlamak şanıma geldi n'eyleyim?
Ellerin çiçeği allı yeşilli,
Şu benim çiçeğim soldu n'eyleyim?
 
Bir haber gelmedi Kenan ilinden,
Uçtu m'ola gövel turnam gölünden?
Havfım ayrılıktır, korkum ölümden,
İkisi de birden geldi n'eyleyim?
 
Kara yazılmıştır yazılarımız,
Arş-alaya çıktı sızılarımız.
İrili ufaklı kuzularımız,
Firkati bağrımı deldi n'eyleyim?
 
Ulu sular gibi sözüm çağlayan,
Mahrum kalmaz özün Hakk'a bağlayan.
Yar bitirmiş yana yana ağlayan,
Akıbet başıma geldi n'eyleyim?
 
Geri
Üst